Ana içeriğe atla
MEMURLAR.NET

Fon krizi gösterdi: Devlet Personel Başkanlığı yeniden kurulmalı!

Personelilan.com.tr • • 5 dk okuma
Paylaş

Sermaye piyasalarında “fon krizi” olarak bilinen süreç, kamu yönetimindeki kurumsal kapasite sorununu da gündeme taşıdı. SPK, 17 Eylül 2026’da yedi portföy yönetim şirketinin yönettiği 131 fonun tasfiyesine karar verdi. Bu fonlardaki tekil yatırımcı sayısı 455 bin 758 olarak açıklandı. Tartışma artık yalnızca şirketlerdeki usulsüzlüklerle sınırlı değil. Denetim kurumlarının neden geç kaldığı, bu kurumlara yapılan atamaların hangi ölçütlere dayandığı ve kamu personel sisteminin bütününü kimin izlediği soruları da konuşuluyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Devlet Denetleme Kurulunu (DDK) yatırım fonu işlemleri ve denetim faaliyetleri hakkında inceleme yapmakla görevlendirdi. AK Parti’nin hazırladığı 9 maddelik Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi ise 14 Ekim’de Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülüyor.

Konuya kamu yönetimi açısından bakan uzmanlar, sorunun atama sistemine uzandığını vurguluyor. Ekonomist Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, fon krizinin temel konularından birinin Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçişle birlikte üst düzey bürokrasiye yapılan atamalar olduğunu belirtti. Yılmaz’a göre Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle atama yetkisi merkezileşti ve mesleki deneyim koşulları gevşetildi. Yılmaz, bunun her atamayı liyakatsiz kılmadığını, ancak liyakat güvencesinin zayıflamasının kurumların riskleri zamanında görme kapasitesini sorgulatır hale getirdiğini ifade etti.

Karar gazetesi yazarı Semra Alkan da 13 Ekim tarihli yazısında, 2018’deki sistem değişikliğiyle bazı kurumların kapatıldığını ve o dönemde kurumsal hafızanın kaybolacağı uyarısının yapılmadığını hatırlattı.

DPB’nin geçmişi, 17 Aralık 1960’ta 160 sayılı Kanunla kurulan Devlet Personel Dairesine dayanıyordu. Kurum, 1984’te 217 sayılı KHK ile Devlet Personel Başkanlığı adını aldı. 9 Temmuz 2018’de yayımlanan 703 sayılı KHK ile 2019 itibarıyla kapatıldı. Görevleri Cumhurbaşkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığı olmak üzere dört kuruma dağıtıldı.

DPB’nin sorumluluk alanı yalnızca mevzuat yorumu değildi. TBMM bütçe görüşmelerinde AK Parti grubu adına yapılan konuşmalarda kurum, devlet teşkilatlanmasına yön veren, kurumlar arasında görev ve yetki dağılımında ve merkez ile taşra teşkilatlarının kamu kaynağını etkin kullanacak şekilde kurulmasında yol gösteren bir yapı olarak tanımlanıyordu. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, kamu görevlilerinin toplu sözleşme süreçleri ve özelleştirme sonrası personel nakilleri de DPB’nin görev alanındaydı.

Kapatmanın ardından kamu personel rejimi tek bir merkezden yönetilmez hale geldi. Bu alandaki görevler bugün Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü, Strateji ve Bütçe Başkanlığı, İnsan Kaynakları Ofisi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Hazine ve Maliye Bakanlığı arasında paylaşılıyor.

Bu dağınıklık kurumlar arasında da yetki karmaşasına yol açtı. Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına yazdığı yazıda, mülga DPB’nin bütün görevlerinin kendisine devredildiğine dair bir hüküm bulunmadığını belirterek bireysel başvuruların kendisine gönderilmemesini istedi. Uygulamadaki karşılığı da somut. dpb.gov.tr adresi erişime kapalı, bakanlık sitesinde de geçmiş görüşler yer almıyor. Kurumlar ve memurlar, onlarca yıllık mevzuat yorumlarına ve emsal görüşlere ulaşamıyor.

Kurumsal boşluğun en somut sonuçlarından biri, fon soruşturmasının gün yüzüne çıkardığı memurların şirket ortaklığı meselesi. 657 sayılı Kanunun 28. maddesi memurlara ticaret ve kazanç getirici faaliyet yasağı getiriyor, ancak anonim ve limited şirket ortaklığını düzenlemiyor. Bu boşluk nedeniyle memurlar, yönetimde görev almadıkları sürece büyük ölçekli şirketlere ortak olabiliyor. Mal bildiriminde de yalnızca şirket payı yer alıyor, şirketin sahip olduğu varlıklar görünmüyor. Böylece yasak, şirket ortaklıkları aracılığıyla fiilen deliniyor. Bu sorunu çözecek mevzuat değişikliğini önerecek bir merkez ise bulunmuyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı kendisini esas olarak toplu sözleşme süreçlerinden sorumlu görüyor, Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünden de bu alanda bir reform adımı çıkmadı.

Kamu istihdamı son 15 yılda hem büyüdü hem de çeşitlendi. Strateji ve Bütçe Başkanlığının kamu sektörü istihdam verilerine göre, DPB’nin faaliyette olduğu 2010 yılının sonunda kamuda 3 milyon 13 bin 612 kişi çalışıyordu. Bu sayı Haziran 2026 itibarıyla 5 milyon 417 bin 126’ya ulaştı. Böylece kamu istihdamı 15 yılda yaklaşık 2 milyon 400 bin kişi, yüzde 80 oranında arttı.

Artış tüm statülerde görülüyor. Kadrolu personel sayısı 2 milyon 159 binden 3 milyon 582 bine, sözleşmeli personel sayısı 301 binden 420 bine çıktı. En çarpıcı değişim işçi statüsünde yaşandı. Kamudaki sürekli işçi sayısı 397 binden 1 milyon 268 bine yükselerek üç katına çıktı. Bu artışın önemli bölümü taşeron işçilerin kadroya geçirilmesinden kaynaklanıyor. Belediye iktisadi teşekküllerinde çalışan sayısı 2010’da 23 bin 656 iken bugün 696 bin 178’e ulaştı. İşçilerin toplam kamu istihdamı içindeki payı da yüzde 14’ten yüzde 24’e yükseldi.

Bugün aynı kurumlarda kadrolu memurlar, 4/B sözleşmeliler, 4/C geçici personel, 3+1 sözleşmeliler, idari hizmet sözleşmeliler ve taşerondan kadroya geçen işçiler farklı haklarla birlikte çalışıyor. Çok statülü bu yapı DPB döneminde de 657 sayılı Kanunun yeniden ele alınması gerektiği yönündeki değerlendirmelere konu oluyordu. Kamu personeli sayısı 15 yılda neredeyse ikiye katlanırken, bu personelin tabi olduğu politikaları belirleyecek merkezi kurum ortadan kalktı.

Konu sendikaların gündeminde de yer alıyor. Türkiye Kamu-Sen’in 2026-2027 dönemi toplu sözleşme taleplerinin ilk maddesi, Devlet Personel Başkanlığı ve TODAİE benzeri kurumların yeniden kurulması.

Akademik çalışmalar da benzer bir tespitte bulunuyor. Kamu personel yönetimine ilişkin bir çalışmada, DPB’nin 60 yıllık süreçte kamu personel politikalarının tek elden yürütülmesi amacına tam olarak ulaşamadığı, ancak yerine kurulan yapıların da etkin kurgulanmadığı sonucuna varılıyor. Bu tespit, çözümün eski yapıya dönmek değil, daha güçlü ve yetkili bir kurum tasarlamak olduğunu gösteriyor.

Yeniden kurulacak Devlet Personel Başkanlığının yalnızca kurumların sorularına mevzuata göre cevap veren bir birim olmaması gerekiyor. Kurumun üstlenmesi önerilen başlıca görevler şunlar:

  • Kamu personel politikasını belirlemek ve 657 sayılı Kanun başta olmak üzere dağınık mevzuatı bütünleştirecek reform çalışmalarını yürütmek.
  • Üst düzey ve uzmanlık gerektiren görevlere atamalarda asgari liyakat ölçütlerini tanımlamak ve uygulamayı izlemek.
  • Memurların şirket ortaklığı, mal bildirimi ve çıkar çatışması kurallarını yeniden düzenleyecek mevzuat önerileri hazırlamak.
  • Kurumların teşkilat yapısını, kadro dağılımını ve hizmet kalitesini düzenli olarak izleyip raporlamak.
  • Mülakat, görevde yükselme ve unvan değişikliği süreçlerinde standartları belirleyip şeffaflığı sağlamak.
  • Mevzuat görüşlerini kamuya açık bir veri tabanında yayımlayarak uygulama birliğini sağlamak.
  • Toplu sözleşme süreçlerinde teknik sekretaryayı tek merkezden yürütmek.

Fon krizi, denetim kurumlarındaki zafiyetin ekonomik bedelinin ne kadar ağır olabileceğini gösterdi. DDK’nın hazırlayacağı rapor, yaşanan sürecin sorumlularını ortaya koyabilir. Ancak liyakat güvencesinden memurların şirket ortaklığına kadar uzanan yapısal sorunların çözümü, kamu personel politikasını bütüncül olarak ele alan bir kurum gerektiriyor. 2018’den bu yana boş kalan bu alan, Devlet Personel Başkanlığının yeniden kurulmasını her zamankinden daha güncel bir ihtiyaç haline getiriyor.

Yazar Personelilan.com.tr
İLGİLİ HABERLER