Ana içeriğe atla
MEMURLAR.NET

Memurlar, internet sitesi ve sosyal medyadan gelir elde edebilir mi? Öğretim üyesi Onur Çağdaş Artantaş cevapladı

Personelilan.com.tr 6 dk okuma
Paylaş

Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünün, memurların içerik üreticiliği, uygulama geliştiriciliği ve YouTube gibi platformlardan elde ettiği gelirin ticari kazanç sayılacağına ilişkin görüş yazısı, kamu çalışanları arasında tartışma yarattı. memurlar.net olarak konuyu Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Onur Çağdaş Artantaş ile konuştuk. Artantaş, sosyal medya gelirinden disiplin cezalarına, kurumların alması gereken önlemlerden mevzuat reformu ihtiyacına kadar pek çok soruyu yanıtladı.

Memurun ticari faaliyette bulunması, kazanç getirici işlerle uğraşması öteden beri tartışılan bir konuydu. Cumhurbaşkanlığı yazısı bu konuda tam olarak ne diyor?

Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının bir görüş talebini değerlendirip yanıt verdi. Talep, devlet memurlarının içerik üreticiliği, uygulama geliştiriciliği ve YouTube gibi platformlarda gerçekleştirdikleri faaliyetler sonucu elde ettikleri gelirin 657 sayılı Kanun’un 28’inci maddesindeki yasaklar kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğine ilişkindi.

Bu tür görüş yazıları yeni bir yasak veya düzenleyici işlem getirmez. Yürürlükteki (mer’i) mevzuat gereği mevcut hukuki durumun tespitidir. Yazıda özetle memurlar için kazanç getirici iş ve ticaret yasağının mevzuattaki dayanağı hatırlatılıyor. Bu tür faaliyetlerden elde edilen gelirin, Gelir Vergisi Kanunu’ndaki istisnalar kapsamında olsa bile ticari kazanç sayılacağı vurgulanıyor. Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü bu yanıttan önce Gelir İdaresi Başkanlığından da görüş almış.

Sonuç olarak devlet memurlarının içerik üreticiliği, uygulama geliştiriciliği ve YouTube gibi platformlardaki faaliyetlerinden elde ettikleri gelirin ticari kazanç kapsamında olduğu ve 657 sayılı Kanun’un 28’inci maddesindeki yasağa girdiği tespit edilmiş. Şurası önemli: Yazının konusu “hesap açmak veya video paylaşmak” değil, bu faaliyetler nedeniyle gelir elde edilmesi.

Bu yazıya göre sosyal medyadan (Instagram, Facebook veya X) gelir elde edenlerin kazançları ticari faaliyet kazancı içine girer mi?

Bu sorunun yanıtı, Cumhurbaşkanlığı yazısına ihtiyaç olmadan da “evet” olur. Mevzuat bu konuda açık. Yazı yalnızca mevzuatı hatırlatıyor ve Gelir Vergisi Kanunu’ndaki bir istisna nedeniyle oluşabilecek yorum hatalarını gidermeyi amaçlıyor.

Kamu personeli sosyal medya hesabı açabilir, ancak bu hesaplardan gelir elde edemez. Elde edilen gelir ticari kazanç sayılır ve disiplin hükümleri çerçevesinde değerlendirilebilir. Ancak sosyal medya hesabı açmak kendiliğinden, yani potansiyeli itibarıyla gelir getirici sayılamaz. Bu nedenle idarenin ceza verebilmesi için gelir elde edildiğini delillendirmesi gerekir. Elde edilen delillerin yeterli olup olmadığı, yani gelir elde etme olgusunun sabit olup olmadığı bir hukukçu gözüyle incelenmelidir. İzlenimlerden yola çıkarak ve niyet okuyarak ceza verilemez.

Örneğin emlakçılık faaliyeti için böyle bir delillendirme gerekmiyor. Emlakçılık kendiliğinden kazanç getirici iş sayılır ve kamu personeli için her durumda yasaktır. Aynı şekilde birkaç seferlik (arızi) olmayan, devamlı al-sat işleri de yasak kapsamında ticari faaliyet sayılır. Sosyal medyada hesap açılması bu kategoriye girmiyor.

Öğretmenler, polisler veya memurlar için özel web sitesi kurarak bu sitelerden gelir elde edenlerin kazançları ticari faaliyet kazancı içine girer mi?

Aynı yanıtı vermem gerekiyor. Gelirin elde edildiği yerin sosyal medya olması gerekmez. Bir internet sitesi kurarak buradan gelir elde eden kamu personelinin durumu da aynı noktaya çıkıyor. Bu gelir ticari kazanç sayılır ve 657 sayılı Kanun’un 28’inci maddesindeki yasağa tabi olur.

Memurlar gelir elde etmemek ve diğer disiplin hükümlerine aykırı davranmamak kaydıyla bir internet sitesi kurabilirler. İnternet sitesi açmak kendiliğinden gelir getirici iş sayılamaz. İdarenin bir disiplin soruşturmasında bu işten gelir elde edildiğini delillendirmesi gerekir. Bununla birlikte yapılan yayınlardan gelir elde edilmiyor olması bir yayını tek başına hukuka uygun hale getirmez. İnternet sitesi kuran memurun görevle çatışma veya çıkar çatışması hususunu önemsemesi gerekir. Yetkili olmadığı halde kamu görevleri hakkında basına, haber ajanslarına veya radyo ve televizyon kurumlarına bilgi veya demeç veren (madde 15 ve 125/B-m), herhangi bir siyasi parti, kişi veya zümrenin yararını veya zararını hedef tutan bir davranışta bulunan (madde 7), amirine veya maiyetindekilere karşı küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketlerde bulunan (madde 125/D-d), hizmet dışında Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunan (madde 125/B-d), memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunan (madde 125/E-g) memurların durumunun ayrıca disiplin mevzuatı kapsamında ele alınması mümkün olduğu gibi, diğer disiplin hükümlerine aykırı haller de ortaya çıkabilir. Üniversite personeli bakımından 2547 sayılı Kanun’daki sınırlamalara da dikkat edilmelidir. Sosyal medya hesaplarından yapılan yayınlar için de aynı uyarı geçerlidir. Yine de tekraren söylersem olay bazında hukuki bir inceleme yapılması gerekir.

Memurlar veya akademisyenler, Cumhurbaşkanlığı yazısına ve Gelir İdaresi Başkanlığının görüşüne rağmen sosyal medya, web siteleri veya uygulamalar üzerinden gelir elde etmeye devam ederse disiplin cezasıyla karşılaşabilir mi?

Memurlar bakımından 657 sayılı Kanun uygulanır. Devlet üniversitelerindeki akademisyenler için hem 657 hem 2547 sayılı kanunlar, vakıf üniversitelerindeki akademisyenler için ise yalnızca 2547 sayılı Kanun uygulama alanı bulur. Her iki kanunda da kazanç getirici iş disiplin suçu olarak öngörülmüş, bu durumun istisnaları da sayılmıştır. Bazı özel kanunlarda da istisnalar bulunuyor.

Soruşturmacıların olgusal ve hukuki dayanakları sağlıklı belirlemesi gerekir ki yargı denetiminde cezalar iptal edilmesin. Kazanç elde etme olgusu sabit bulunduysa verilecek cezanın da ölçülü olması gerekir. “Sicili temiz” diye tabir edilen, daha önce ceza almamış bir kamu personeli için bu ceza ilk seferde kamu görevinden çıkarma olmayacaktır. Danıştay kararlarında da sözleşmeli personel için bu husus vurgulanmıştır: Karşılık gelen ceza kamu görevinden çıkarma olmadığından, tekrar (tekerrür) hali yoksa sözleşmenin sona erdirilmesi yoluna gidilemez.

Yine de fiile verilecek cezayı belirleyecek başka pek çok durum ortaya çıkabilir. Disiplin ve ceza zamanaşımlarına da dikkat edilmesi gerekir. Her olay, kendi şartları içinde hukukçu gözüyle değerlendirilmelidir.

Kamu kurumu yöneticileri, web sitesi veya sosyal medya üzerinden gelir elde ederek kurumsal işleyişi bozan ve kamu çalışanları arasında farklı uygulamalara neden olan memurlar hakkında ne tür tedbirler almalı? Bu konuda genelge mi yayımlanmalı? Halihazırda uygulamaya esas görüş veren bir kurum da yok; bir öneriniz var mı?

İdare hukukunun uygulanması bakımından en önemli konu denetimdir. Kuralları koyabilir, rehberler ve esas görüşler yayımlayabilirsiniz. Ancak kurumlar kendi içlerinde etkin bir denetim yürütmüyor, şikayet olduğunda eylemsiz kalıyorsa 100 vakanın 50’sinin ceza aldığı, 50’sinin ise almadığı ve serbestçe devam edebildiği olumsuz bir tablo ortaya çıkabiliyor.

Aslında şikayete dahi gerek yok; idareler re’sen, yani kendiliğinden tespit yapıp soruşturmacı atayabilir. Olması gereken budur. Ancak en azından şikayet olduğunda eylemsiz kalınmaması ve soruşturma başlatılması, idareleri kendi içinde harekete geçirecek bir yöntem olur. Şikayetlerin nasıl değerlendirildiğine ilişkin hem merkezi idarenin kendi teftişlerinde hem de Sayıştay denetimlerinde tespitler yapılabilir.

Görevle çatışma (öğrenciye ders satışı, emniyet soruşturmasının içeriğe taşınması, kurum logosunun ticari amaçla kullanılması gibi) veya çıkar çatışması (kuruma karşı iş alma, kurumdaki makamı kullanarak kazanç elde etme) varsa daha da hassas olunmalı. Bu tür hallerde kazanç getirici iş yasağından çok daha kritik ihlaller söz konusu demektir.

Bunun yanında mevzuat reformu da faydalı olur. Özellikle telif konusunda Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) ile Gelir Vergisi Kanunu arasındaki uyumu sağlayacak, döner sermaye mevzuatını da belirli hallerde sosyal medya ve internet gelirlerini kapsayacak hale getirecek kanun değişiklikleri düşünülebilir. Tabloyu netleştirecek rehberler, usul ve esaslar yayımlanabilir.

Sanıyorum uygulamada Devlet Personel Başkanlığı mütalaalarının eksikliği hissediliyor. Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünün kamu personeli mevzuatının uygulanmasına ilişkin düzenli olarak mütalaa vereceği bir sistem kurulabilir.

Yazar Personelilan.com.tr
İLGİLİ HABERLER