Vestfalya Barışı’ndan Sudan İç Savaşı’na: Devlet Dışı Aktörlerin Rolü

Devlet dışı aktörler, uluslararası ilişkilerde giderek artan bir etkiye sahip olan ve egemen devletlerin hükümetlerinden bağımsız olarak faaliyet gösteren çeşitli kurum, kuruluş veya gruplardır. Bu aktörlerin biçimleri kıtalararası şirketler, sivil toplum örgütleri, baskı grupları, silahlı hareketler ve diğerleri arasında büyük farklılıklar göstermektedir.
Ancak hepsinin ortak noktası, egemenlik ilkesini kuran, Avrupa’da Orta Çağ savaşları dönemine son veren ve modern devletin temellerini atan 1648 tarihli Vestfalya Barışı’na (Vestfalya Antlaşması) göre kurulan egemen devletlerin hükümetlerinden bağımsız olarak nüfuz ve etkiye sahip olmalarıdır.
Kilisenin siyasi nüfuzunu kaybetmesine ve giderek Vatikan’ın mevcut şekline dönüşmesine neden olan bu anlaşmanın ilk kurbanı doğal olarak Papalık İmparatorluğu (diğer adıyla Kutsal Roma İmparatorluğu) olmuştur.
Devlet dışı aktörler, özellikle de silahlı olanlar, 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren dünyanın pek çok bölgesinde çatışmalara neden olmuş veya katılmışlardır. Bu makalede, Afrika kıtasının en büyük ülkesi olan Sudan’da devlet dışı aktörlerin rolünü inceleyeceğiz. Sudan, 1956 yılında bağımsızlığını kazandığından bu yana, merkezi hükümet ile ülkenin güneyi, batısı ve doğusu arasında sürekli bir iç savaş yaşamıştır.
Bu iç savaşlarda, Sudan Halk Kurtuluş Hareketi, Darfur Adalet ve Eşitlik Hareketi, Sudan Halk Kurtuluş Ordusu-Kuzey, Sudan Kurtuluş Hareketi-Army ve diğerleri gibi çeşitli silahlı devlet dışı aktörler rol oynamıştır. Bu aktörlerin bazıları, Libya, Etiyopya, Eritre, Mısır, Çad, Uganda, Kenya ve diğerleri gibi komşu veya bölgesel devletlerden destek almıştır. Bu destek, silah, eğitim, lojistik, mali ve siyasi yardım şeklinde olmuştur.
Sudan’da devlet dışı aktörlerin rolünü anlamak için, ülkenin tarihsel, siyasi, ekonomik ve sosyal bağlamını göz önünde bulundurmak gerekir. Sudan, farklı etnik, dini, kültürel ve coğrafi gruplardan oluşan karmaşık bir toplumdur. Ülkenin nüfusunun yaklaşık %70’i Arap veya Araplaşmış gruplardan, geri kalanı ise Afrikalı gruplardan oluşmaktadır.
Ülkenin nüfusunun yaklaşık %97’si Müslümandır, ancak Sünni, Şii, Sufi ve diğer mezhep veya tarikatlara ayrılmaktadır. Ülkenin geri kalanı ise Hristiyan veya geleneksel Afrika dinlerine inanmaktadır. Sudan, Sahra Çölü’nden Ekvatoral ormanlara kadar uzanan geniş bir coğrafi çeşitliliğe sahiptir.
Ülkenin kuzeyi çoğunlukla kurak ve çöl, güneyi ise tropikal ve verimli bir araziye sahiptir. Ülkenin ekonomisi, petrol, altın, pamuk, hayvancılık ve tarım gibi doğal kaynaklara dayanmaktadır. Ancak bu kaynaklar eşit bir şekilde dağıtılmamış ve yatırım alamamıştır. Ülkenin kuzeyi, güneyine göre daha gelişmiş ve zengindir.
Sudan’ın bağımsızlığını kazanmasından bu yana, merkezi hükümet ile ülkenin güneyi, batısı ve doğusu arasında sürekli bir iç savaş yaşanmıştır. Bu iç savaşların temel nedenleri, siyasi temsil, ekonomik paylaşım, kültürel haklar, dini özgürlük, bölgesel özerklik ve ulusal kimlik gibi konularda yaşanan anlaşmazlıklardır.
Bu anlaşmazlıklar, ülkenin farklı bölgelerinde yaşayan gruplar arasında derin bir güvensizlik ve düşmanlık yaratmıştır. Bu gruplar, haklarını savunmak ve çıkarlarını korumak için silahlı devlet dışı aktörler olarak örgütlenmiş veya bunlara katılmıştır. Bu aktörler, merkezi hükümete karşı savaşmış, aralarında ittifaklar kurmuş, bölgesel veya uluslararası aktörlerden destek almış ve zaman zaman barış anlaşmaları imzalamıştır. Ancak bu anlaşmalar, çoğu zaman uygulanmamış veya ihlal edilmiştir.
Sudan’da devlet dışı aktörlerin rolünü örneklemek için, üç önemli iç savaşa odaklanacağız: Birinci Sudan İç Savaşı (1955-1972), İkinci Sudan İç Savaşı (1983-2005) ve Darfur Çatışması (2003-günümüz).
Birinci Sudan İç Savaşı, Sudan’ın bağımsızlığını kazanmasından önce başlamış ve 17 yıl sürmüştür. Bu savaşta, merkezi hükümete karşı güneydeki silahlı devlet dışı aktörler rol oynamıştır. Bu aktörlerin en önemlisi, Güney Sudan’ın Madi dilinde “kara yılan zehri” anlamına gelen Anyanya hareketidir.
Anyanya, 1955 yılında, merkezi hükümetin güneydeki Hristiyan ve animist gruplara karşı Araplaştırma ve İslamlaştırma politikaları uyguladığı gerekçesiyle isyan etmiştir. Anyanya, güneyin bağımsızlığını veya federal bir yapı içinde özerkliğini talep etmiştir.
Anyanya, Etiyopya, İsrail ve Uganda gibi komşu ülkelerden silah ve eğitim desteği almıştır. Merkezi hükümet ise, Mısır, Irak ve Sovyetler Birliği gibi ülkelerden askeri yardım almıştır. Bu savaş, 1972 yılında Addis Ababa Anlaşması ile sona ermiştir. Bu anlaşma, güneye özerk bir bölge statüsü vermiş ve güneydeki silahlı grupların silah bırakmasını öngörmüştür.
[ad_2]
