Her 100 kişiden 5’i bu hastalıkla mücadele ediyor: Her terleme masum değil!

Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Defne Özkoca, Türkiye'de her 100 kişiden 5'inde görülen aşırı terlemenin normal sanılarak yıllarca gizlendiğini, oysa bu durumun tedavi edilmesi gereken tıbbi bir hastalık olduğunu açıkladı. Toplantılarda kolunu kaldıramayan, üniforma ve gömlek giyerken sürekli tetikte olan çalışanları uyaran uzmanlar, aşırı terlemenin meslek seçimini bile sabote eden psikolojik bir yüke dönüştüğünü belirtiyor.
Türkiye’de her 100 kişiden 3 ila 5’i aşırı terliyor. Ancak hastaların büyük
bölümü yaşadıklarını normal sanıyor ve yıllarca doktora başvurmuyor.
Oysa aşırı terlemenin sadece fiziki bir rahatsızlık değil; kişinin sosyal hayatını,
iş hayatını ve psikolojisini derinden etkileyen ağır bir hastalık olduğunu söyleyen
Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dermatoloji Kliniği Şefi Doç. Dr. Defne
Özkoca, “Bu konudaki en yaygın yanlış inanış ‘Terlemek sağlıklıdır ve tedavi
edilmemelidir’ düşüncesidir. Evet terleme vücudun ısı düzenini sağlayan doğal
bir işlevdir; ancak burada miktar önemlidir. Bu yanlış inanışın oluşturduğu
utanç yüzünden insanlar evlenemiyor, toplum içine karışamıyor, iyi bir işe giremiyor”
dedi.
“Terleme günlük hayatınızı kısıtlıyor, kıyafetlerinizi değiştirmek zorunda
kalıyor, tokalaşmaktan kaçınıyor ya da okul ve iş performansınızı etkiliyorsa
bu artık normal terleme değildir. Tedavi edilmesi gereken bir sağlık problemidir”
diyen Doç. Dr. Defne Özkoca, aşırı terlemenin en sık avuç içi, koltuk altı,
ayak tabanı ve yüzde görüldüğünü belirterek, birçok hastanın “Kalem elimden
kayıyor”, “Toplantıda kolumu kaldıramıyorum”, “Açık renk kıyafet giyemiyorum”,
“Ayakkabımı çıkarmam gereken ortamlara gitmek istemiyorum” gibi şikayetlerle
başvurduğunu söyledi.
Aşırı terlemenin en çok gençleri ve çalışanları olumsuz yönde etkilediğini
ifade eden Doç. Dr. Özkoca, “Öğrenciler derslerde kalem tutarken, sınav kağıdına
yazarken ya da akıllı cihazlara dokunurken zorlanıyor. Gençler sosyal ilişkilerde
zorluk yaşıyor ve sosyal hayattan kendilerini geri çekiyor. Çalışanlar toplantılarda
tokalaşma sırasında veya üniforma/ gömlek giyerken sürekli terlemeye karşı tetikte
hissediyor. Bu hissin oluşturduğu kaygı terlemeyi artırdığı için hayat onlar
için kabusa dönüyor. Bazı kişiler yanında yedek kıyafet taşıyor, gün içinde
defalarca kıyafet değiştiriyor ya da meslek seçimini yaparken bile bunu gözetiyor.
Bu sebeple aşırı terleme küçük bir kozmetik problem değil, hayat kalitesini
düşüren tıbbi bir durumdur” diye konuştu.
Aşırı terlemenin zamanla utanma duygusunu artırdığına işaret eden Doç. Dr.
Özkoca, “Kişinin içine düştüğü durum özgüveni zedeliyor ve kişiyi sosyal hayattan
uzaklaştırıyor. Hastalar tokalaşmaktan kaçınıyor, toplantılarda rahat hareket
edemiyor, sosyal etkinliklere katılmak istemiyor. Uzmanlara göre bu durum zamanla
kaygı bozukluğu ve depresif belirtilere kadar ilerleyebiliyor. Yapılan çalışmalarda
hastaların 48,7’sinin kendini mutsuz veya depresif hissettiği, yüzde 44,6’sı,
terleme sebebiyle boş zaman aktivitelerinin türlerini değiştirmek zorunda kaldığını,
yüzde 30,4’ü günlük aktivitelerden “bıktığını” ve rutinde ciddi bir yorgunluk/bezginlik
hissettiğini söylüyor” açıklamasını yaptı.
Doç. Dr. Özkoca, bazı terleme türlerinin ciddi hastalıkların ilk işareti olabileceğine
de dikkati çekerek, “Özellikle bütün vücutta yaygın terleme, gece uykudan uyandıran,
ani başlangıçlı terleme atakları; kilo kaybı, ateş, çarpıntı, titreme, halsizlik
gibi belirtiler de eşlik ediyorsa altta yatan nedenler araştırılmalıdır. Tiroit
hastalıkları, enfeksiyonlar, ilaçlar, diyabetle ilişkili kan şekeri dalgalanmaları,
menopoz, bazı nörolojik ya da daha nadir sistemik hastalıklar terlemeye yol
açabilir” dedi.
Aşırı terlemenin çaresiz bir durum olarak bilindiğini ve damgalanma endişesiyle
insanların doktora başvurmadığını vurgulayan Özkoca, “Ancak bu hastalık basamaklı
tedavilerle bir kabus olmaktan çıkarılabilir” dedi. İlk aşamada özel ter önleyici
ürünlerin kullanılabildiğini, uygun hastalarda iyontoforez, ilaç tedavisi ve
halk arasında botoks olarak bilinen botulinum toksin uygulamasının başarılı
sonuçlar verdiğini söyledi.
Botoksun özellikle koltuk altı, avuç içi ve ayak tabanındaki aşırı terlemeyi
geçici olarak durdurduğunu belirten Özkoca, “Ter bezlerine giden sinirsel uyarıyı
geçici olarak azaltır. Etkisi genellikle bir hafta içinde başlar, 3 ila 6 ay
sürer ve gerektiğinde tekrarlanabilir. Tedavi sonrasında hastalar hem sosyal
hem de iş hayatlarında belirgin rahatlama yaşar. Öz güvenleri yeniden yerine
geliyor” dedi. Uzmanların yaz aylarındaki en önemli uyarısı ise net: Sürekli
terlemeyi mevsime bağlamayın. Günlük hayatınızı etkiliyorsa utanmayın, dermatoloji
uzmanına başvurun. Çünkü hiperhidroz, tedavi edilebilen bir hastalıktır.
Ziyneti Kocabıyık
