Ana içeriğe atla
EĞITIM

LGS tercihlerinde ailelere uyarı: Sadece puana odaklanmayın!

Personelilan.com.tr • • 4 dk okuma
Paylaş

LGS sonuçlarının açıklanmasının ardından 13 Temmuz'da başlayacak tercih maratonunu değerlendiren İhlas Eğitim Kurumları Genel Müdürü Hakkı Okur, doğru lise tercihinde sadece puanın değil, okulun karakter ve değerler eğitiminin de belirleyici olması gerektiğini vurguladı. Tercih döneminde velilerin omuzundaki sorumluluğun arttığına dikkat çeken Hakkı Okur, okul ziyaretlerinin çocuklarla birlikte yapılması gerektiğini belirterek "Karar sürecinin dışında kalan çocuk okulu benimsemekte zorlanır" uyarısında bulundu.

Milli Eğitim Bakanlığının 13 Haziran’da gerçekleştirdiği LGS merkezi sınavının
sonuçları açıklandı. Sınava 994 bin 358 aday katılırken, 452 öğrenci tüm soruları
doğru yanıtlayarak 500 tam puan aldı.

Kritik tercih maratonu ise 13 Temmuz’da başlıyor. En doğru lise tercihi, okul
seçiminde dikkat edilmesi gereken kriterler ve öğrencilerin bu süreçte nasıl
desteklenmesi gerektiği gündemin ilk sıralarında yer alıyor. Bu kapsamda Türkiye
Gazetesi’nden Mahmut Özay, İhlas Eğitim Kurumları Genel Müdürü Hakkı Okur ile
LGS sürecini ve tercih dönemine ilişkin önemli tavsiyelerini konuştu.

Tercih dönemi başladı. Geride kalan süreci nasıl özetlersiniz?

Öncelikle bu uzun ve zorlu yolculuğu tamamlayan bütün öğrencilerimizi yürekten
kutluyorum. Gece gündüz emek veren öğretmenlerimize ve evlatlarının her adımında
yanlarında duran ailelerimize de gönülden teşekkür ediyorum. Bu süreci değerlendirirken
bizim ölçümüz tektir: Her öğrenci, kendi kapasitesinin hakkını verecek şekilde
çalıştı mı? Bu soruya “evet” diyebiliyorsak herkes üzerine düşeni yapmış demektir.
Artık LGS gündemini geride bırakıp gözümüzü ileriye çevirme zamanı. Önümüzde,
üniversite öncesindeki en kritik durak olan lise yılları var ve bu dönemi en
verimli şekilde geçirmek için şimdiden planlama yapmak gerekiyor. Şunu unutmayalım:
İyi planlanırsa dört yıl çok uzun bir süre ama hedefler netleştirilmeden, sadece
günü yaşayarak geçirilirse göz açıp kapayıncaya kadar biter. Kısacası vaktin
değerini, onu nasıl kullandığımız belirler.

Tercih dönemindeki ailelere neler söylemek istersiniz?

Önce şunu söyleyeyim: Modern dünyada seçenekler o kadar çoğaldı ki hepimizde
bir yorgunluk oluştu. Eskiden tercih etmemiz gereken bu kadar çok seçenek olmadığı
için rahattık. Ama şimdi bir şeyle ilgili karar verirken zorlanıyoruz. Seçeneklerin
artması iyi bir şey gibi gözüküyor ama bir yandan da ebeveynlerin omzundaki
sorumluluğu artırıyor. Nedir bu sorumluluk? Öncelikle öğrencinin karakterine,
ilgi alanlarına ve gelişim yolculuğuna uygun bir okul seçmek. Bunun için de
sorulması gereken ilk soru şu: Bu okul, çocuğumu sadece üniversite sınavına
mı hazırlıyor, yoksa akademik kazanımların yanında güçlü bir karakter ve güzel
bir ahlak kazandırarak hayata mı hazırlıyor? Çünkü bizim eğitim anlayışımızda
öğrencinin başarısını belirleyen tek kriter, yüksek puanlar değildir. Başarı;
öğrencinin çok yönlü gelişimi, değer kazanması ve kendini gerçekleştirmesiyle
ölçülür. İkinci olarak velilere şunu tavsiye edebilirim. Lütfen okul seçerken
karar sürecine çocuklarınızı da dahil edin. Okul ziyaretlerini birlikte yapın.
Eğer çocuklarımızı bu karar sürecinin dışında bırakırsak gidecekleri okulu benimseme
konusunda zorluk yaşayabilirler. Her öğrencinin potansiyeli farklıdır ve başarı,
bir sonuç olduğu kadar bir süreçtir. O yüzden acele etmeden, sadece puana odaklanmadan,
okulun çocuğa neler katacağını araştırarak karar vermek en doğrusudur.

Bu dönemde öğrencilerin ruh sağlığını korumak için nasıl bir yol izlenmeli?

Öncelikle öğrencinin aldığı puan ve girdiği yüzdelik dilimle ilgili değerlendirmeleri
geride bırakmak gerekir. Her öğrenci hedeflediği puanı alamıyor ama burada takılıp
kalmamak ailenin elindedir. Ve okul seçiminde en sağlıklı yöntem biraz önce
söylediğim gibi birlikte karar vermektir. Öğrenci, veli ve rehber öğretmen el
ele verecek ve en doğru kararı verecekler. Eğer kararı sadece ebeveyn verirse
çocuğun sorumluluk duygusu zedelenebilir. Aksi yönde karar tamamen çocuğa bırakılırsa
bu sefer çocukta, “Doğru kararı verebilecek miyim?” sorusuyla tetiklenen bir
baskı oluşabilir. Bu yüzden ebeveynler, çocuklarının duygusal durumunu yakından
takip etmeli ve “Biz senin yanındayız.” mesajını net bir şekilde vermelidir.

Okul seçerken veliler hangi kriterlere bakmalı?

Velilerimize okul seçerken şu soruların cevaplarını aramalarını tavsiye edebilirim:
“Okulun akademik takip sistemi ne kadar güçlü?”
“Öğrenciye bireysel destek sunuluyor mu?”
“Öğretmen kadrosu tecrübeli mi?”
“Öğretmenler o okulda uzun yıllar çalışıyor mu, yoksa her sene kadro değişiyor
mu?”
“Teknoloji, yabancı dil, sanat ve spor alanlarında neler sunuluyor?”
“Okul, akademik bilginin yanında çocuğa güçlü bir duruş ve sorumluluk bilinci
de kazandırabiliyor mu?”
“Değerler eğitimine ne kadar önem veriliyor?”
“Ulusal sınavlarda geçmişte alınmış dereceler var mı?”
Bu soruların cevabını verirken aklınıza bir okul geliyorsa o okul, çocuğunuz
için doğru okuldur. Ama bazı sorular cevapsız kalıyorsa tekrar düşünmek gerekebilir.

Son olarak mesajınız nedir?

Sonuçlar açıklandıktan sonra yapılacak tek şey, tercih dönemine odaklanmaktır.
Sonucun iyi mi, kötü mü olduğunu tartışmanın artık kimseye faydası yok. Kaldı
ki bu sınav, hayattaki her şey değil! Sonuç beklendiği gibi gelmemiş olsa bile
öğrencilerimizin önünde uzun bir yol var, geçmişten ders çıkarıp yeni döneme
iyi hazırlanmak gerekir.
Son olarak her sene anne babalara söylediğim şu mühim sözü tekrar etmek istiyorum:
Sınav sonucu ne olursa olsun, şu hayatta hayırlı bir evlat kadar güzel bir imtihan
sonucu yoktur.

Yazar Personelilan.com.tr
İLGİLİ HABERLER