Ana içeriğe atla
EKONOMI

Cevdet Yılmaz’dan enflasyon mesajı: 2027’de yüzde 20’nin altına ineceğiz

Personelilan.com.tr • • 9 dk okuma
Paylaş

Bölgesel çatışmalar nedeniyle hedeflerde sapsalar yaşandığını belirten Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, dezenflasyon sürecinde yeni takvimi açıklayarak 2027 yılında enflasyonun kesin olarak yüzde 20'nin altına gerileyeceğini ve gündelik hayatta somut bir rahatlama sağlanacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 24 TV canlı yayınında gündeme ilişkin
değerlendirmelerde bulunarak soruları yanıtladı.

Dünyada güç dengelerinin yeniden şekillendiği bir dönemde olunduğunu belirten
Yılmaz, hem ekonomik hem de siyasi olarak dünyanın bir geçiş sürecinde olduğunu
ifade etti.

Yılmaz, mevcut uluslararası kurumların, kuralların zayıfladığı, çatışmaların
arttığı, belirsizliklerin, risklerin yükseldiği bir dönemde olunduğunu dile
getirerek, bu risklerden NATO’nun da payını aldığını söyledi.

“NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti” gibi sözlerin de duyulduğunu anımsatan
Yılmaz, “Ama bu son NATO toplantısı, bunun pek böyle olmadığını gösterdi.
Yani NATO bir anlamda bu yeniden bir toparlanma görüntüsü çizdi Ankara toplantısıyla.
Avrupa ülkeleri son dönemde savunmaya ciddi bir şekilde önem vermeye başladılar.
Hem ‘safe’ dediğimiz bir programla Avrupa Birliği 800 milyar avroluk bir ortak
bütçe oluşturdu. Bir taraftan da tek tek ülkeler harcamalarını arttırmaya başladılar.”
diye konuştu.

Ankara, NATO’nun toplanabildiğini gösterdiğini ifade eden Yılmaz, bunun başlı
başına başarı olduğuna dikkati çekti. Yılmaz, NATO Ankara Zirvesi’ne bütün liderlerin
katılmasının, hem organizasyon hem de içerik itibarıyla başarılı olduğunu vurguladı.

Yılmaz, yeniden Avrupa-ABD dengesinin kurulduğu bir NATO Zirvesinin olduğunu
belirterek, “Avrupa sütununun giderek güçleneceği artık net bir şekilde
görüldü. Avrupa, NATO’da Amerika kadar olmasa da o yönde ilerleyen, yükü neredeyse
yarı yarıya paylaşacak hedefle yoluna devam eden bir konumda.” dedi.

NATO Ankara Zirvesi’nde savunma sanayisinin de yükselişini gördüklerini belirten
Yılmaz, ilk defa Savunma Sanayii Forumu’nun resmi parçası haline geldiğini söyledi.

Yılmaz, bunun Türkiye açısından da bir avantaj olduğunu dile getirerek, Türkiye’nin,
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi iradesiyle bu yola erken çıktığını
belirtti.

Şu anda bu yola erken çıkmanın avantajını yaşadıklarını anlatan Yılmaz, şöyle
devam etti:

“Ordumuzun envanterine giren ürünlerin yüzde 80’inden fazlası bir yerlilik
oranımız var. Dünyada 11. ihracatçı konumdayız ve yakın bir gelecekte ilk 10’a
gireceğiz Türkiye olarak. Geçen yıl 10 milyar doları aşmıştık, bu sene son 12
aylık döneme bakarsanız 11 milyar doların üzerinde bir ihracatımız var. Bunun
yanı sıra bence en önemli unsurlardan biri şu, genç bir nüfusumuz var. 100 bin
civarında bir istihdamımız var, ortalama yaşı çalışanların 34. Batı’ya bakıyorsunuz,
50’nin üzerinde ortalama yaş. Dolayısıyla gelecek bizim, gelecek Türkiye’nin.
Bunun da ne kadar takdir edildiğini ve önemsendiğini bu NATO Zirvesi’nde bir
kez daha görmüş olduk.”

Yılmaz, NATO Ankara Zirvesi’nde Türkiye’nin müthiş bir organizasyon yaptığını
vurgulayarak, “Bizzat NATO Genel Sekreteri Sayın Rutte’nin bana söylediği
bir sözü ifade edeyim, ‘Bir sonraki ülkenin işi çok zor. Çıtayı çok yükseğe
koydunuz.’ dedi.” ifadelerini kullandı.

Birçok kurum ve kişinin büyük katkısıyla çok iyi organize edilmiş bir toplantının
gerçekleştirildiğini dile getiren Yılmaz, Türkiye’nin bu anlamda uluslararası
görünümünü de oldukça yükselttiğini ve prestijini tahkim ettiğinin altını çizdi.

Yılmaz, bu yıl Türkiye’de başka zirvelerin de olduğunu belirterek, bu yılı
“zirveler yılı” olarak niteledi. Antalya Diplomasi Forumu’nun yapıldığını
hatırlatan Yılmaz, Türk Devletleri Teşkilatı Liderler Zirvesi’nin ve Taraflar
Konferansının (COP31) Türkiye’de gerçekleştirileceğini anımsattı.

Yılmaz, dünyanın çevre meselelerinin Türkiye’de tartışıldığının görüleceğine
işaret ederek, “Gerek Antalya Diplomasi Forumu gerek bu zirveler Türkiye’nin
merkez bir ülke olma vasfını bence çok daha belirgin bir şekilde ortaya koyuyor.
Dünyanın meseleleri, hem güvenlik meseleleri, hem diplomasi meseleleri, hem
çevre meseleleri bu yıl Türkiye’de tartışılıyor. Bu da inanıyorum ki bütün vatandaşlarımıza
gurur verici bir tablo.” diye konuştu.

“NATO Zirvesi sonunda katılımcı devlet başkanlarının isimlerinin yazılı
olduğu Türk yapımı bir silah hediye edildi. Bazı devlet başkanları bu hediyeyi
ülkelerine sokamadılar. Bu planlı bir hareket miydi?” sorusuna Yılmaz,
NATO’nun bir güvenlik teşkilatı olduğunu hatırlatarak, şunları kaydetti:

“Bazı ülkelerin iç mevzuatları gereği götüremediklerine dair bir bilgim
var. Dolayısıyla yani bu kendi iç mevzuatları gereği yapamamış olan ülkeler
var ama esas itibarıyla bir güvenlik zirvesi, dolayısıyla onunla bağlantılı
bir hediye…

Külliye’nin ne kadar önemli bir rol üstlendiğini gördük bu zirvede. İyi ki
böyle bir Külliyemiz var, kütüphanesiyle, sergi salonlarıyla, toplantı salonlarıyla…
Başka türlü Ankara’da böyle bir zirveyi icra etmek çok zor olurdu diye düşünüyorum.
Gelen tüm misafirlerimiz de hayran kaldılar doğrusu, beğenilerini de çok açık
bir şekilde ifade ettiler.”

Yılmaz, NATO Ankara Zirvesi’nin başarıyla tamamlandığını, liderlerin, basın
mensupları ve destek personelinin organizasyondan memnun ayrıldığını belirterek,
“Basın mensuplarına da çok iyi bir ortam hazırlandı, ikramlardan tutun
çalışma mekanlarına varıncaya kadar gayet güzel bir zirve yaşadık. Kazasız belasız,
son derece başarılı bir zirve oldu.” ifadelerini kullandı.

“ABD Başkanı Donald Trump, yaptırımların kaldırılması ve F-35’lerin Türkiye’ye
verilmesi konusunda olumlu fakat muallak ifadeler kullandı. Sürecin nasıl ilerleyeceğini
öngörüyorsunuz?” sorusu üzerine Yılmaz, şu değerlendirmede bulundu:

“Müttefikler arasında yaptırım olmaz, müttefikler arasında ticari kısıtlama
olamaz. Maalesef Türkiye bunlarla karşı karşıya kaldı. Açık veya örtülü, bazen
açık bazen örtülü yaptırımlarla, engellemelerle karşı karşıya kaldı. Türkiye
bu sıkıntılara karşı kendi gücünü daha fazla kullandı ve belli bir yere geldi.
Bize eskiden kısıtlama uygulayan ülkelere şimdi ihracat yapar hale geldik. Paramızla
verip alamadığımız ürünleri şimdi biz başkalarına parası mukabilinde satar hale
geldik. Bu tarafını da unutmayalım.

En azından belli bir süre birtakım konularda ilerleme sağlayıncaya kadar ihtiyaç
duyduğumuz ürünleri almamız önemli. Bu çerçevede bu yaptırımlar gerçekten hiçbir
şekilde izah edilemez. Olmaması gereken şeyler. Siz müttefik olduğunuzu söylüyorsunuz,
aynı çatı altındasınız, müttefik dediğiniz ülkeyi zor duruma düşürücü tavır
alıyorsunuz. Yani bu hakikaten ittifak ruhuyla uyuşmayan bir yaklaşım, bağdaşmayan
bir yaklaşım.”

Yılmaz, ABD Başkanı Trump’ın, “Biz dostlarımıza yaptırım yapamayız”
dediğini ifade ederek, Trump yönetimindeki siyasi iradenin net olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, “Bunda tabii Sayın Cumhurbaşkanımızla
kurduğu ilişkinin ben yine önemli olduğunu düşünüyorum. Hakikaten çok uyumlu
bir yaklaşım sergiliyor. Çok saygı duyuyor Sayın Cumhurbaşkanımıza ve bunu da
defalarca ifade etti. Dolayısıyla orada çok kendisi zaten net bir şekilde siyasi
iradesini ortaya koydu. Bundan sonraki süreci hep birlikte takip edeceğiz ama
artık top Amerikan yönetiminde, onlar mutlaka bu konuda gereğini yapacaklardır.
Sayın Cumhurbaşkanımız da gazeteciler bu soruyu sorduğunda, ‘Bizi izlemeye devam
edin’ dedi. Dolayısıyla burada bir gelişme olacaktır mutlaka.” diye konuştu.

“Türkiye’yi ve dünyayı nasıl bir savunma politikası bekliyor?” sorusu
üzerine Yılmaz, harcamaların arttığına dikkati çekerek, şunları söyledi:

“Niye bu kadar fazla artıyor dünyada savunma harcaması? Riskler yükseliyor,
çatışma riskleri yükseliyor, hem bölgesel düzeyde hem küresel düzeyde. Dolayısıyla
böyle dönemler başkalarının merhametine veya uluslararası kurumlara, kurallara
güvenerek hareket edebileceğiniz dönemler değil, böyle bir lüksünüz yok. Kendi
gücünüzü mutlaka tahkim etmeniz gerekiyor. Türkiye de uzun zamandır bu yönde
hareket ediyor. Savunma sanayisi sadece güvenlikle ilgili bir mesele değil bana
göre. Bağımsız dış politika izleyecekseniz, bir savunma sanayiniz olmak zorunda.
Başkalarının size sağladığı enstrümanlarla güvenliğinizi sağlıyorsanız, bağımsız
bir dış politika izleyemezsiniz.

Türkiye’nin aslında savunma sanayisine yaptığı bu yatırım, aynı zamanda bağımsızlık
iddiasıyla, bağımsız dış politika iddiasıyla da yakından ilişkili. Bağımsızlık
derken izolasyonu kastetmiyorum ama kendi kararınızı verip bu süreçlere dahil
olma anlamında söylüyorum. Türkiye çok şükür bu noktada.”

Yılmaz, savunma sanayisinde yaptıklarının, aynı zamanda bilgi ve teknoloji
tabanlı, katma değeri yüksek bir ekonomik yapı inşa etmek ve bunu da sosyal
refaha dönüştürmek açısından da son derece kıymetli olduğunu vurguladı.

Mehter Marşı ile karşılama yapmanın özel bir anlamının olup olmadığına ilişkin
bir soru üzerine Yılmaz, “Tabii ki var, yani bence devletimizin ne kadar
köklü bir devlet olduğunu, ordumuzun ne kadar köklü bir ordu olduğunu, ülkemizin
ne kadar önemli bir medeniyetin bugünkü temsilcisi olduğunu gösteren, özgüvenimizi,
kimliğimizi ifade eden güzel bir organizasyon oldu.” dedi.

Yılmaz, geçmişe takılıp kalmadıklarını ama geçmişi bilmeden de ne bugünün anlanabileceğini
ne de geleceğe yürünebileceğini ifade ederek, şunları kaydetti:

“O geçmişinizi ortaya koyduğunuz zaman saygınlığınız da artıyor aslında.
Yani geçmişini inkar eden, geçmişiyle bağı olmayan, nevzuhur toplumlara, ülkelere
kimse çok fazla saygı da duymuyor açıkçası ama köklü bir geçmişi olan, bir birikimi
olan bir ülkeyseniz, bu daha büyük bir saygınlık uyandırıyor. Bizim de çok şükür
böyle bir medeniyetimiz var, geçmişimiz var. Onu da bu vesileyle yansıtmış olduk.”

Enflasyonun 2023 yılında yüzde 75’lere kadar çıktığını, gelinen noktada ise
yüzde 32’lere kadar düştüğünü belirten Yılmaz, ABD/İsrail-İran savaşının büyümeyi
ve enflasyonu bir miktar olumsuz etkilediğini söyledi.

Yılmaz, temel mallarda enflasyonun yüzde 17,4’e kadar düştüğünü, ortalamayı
daha çok hizmet alanının yukarıya çektiğini dile getirerek, “Fakat en önemli
unsur şu, beklentiler. Ekonomi dediğimiz şey sadece mekanik rakamlar filan değildir.
Sosyal medya burada maalesef bize hiç yardımcı olmuyor. Sürekli bir şekilde
kötümserlik pompalayan, beklentileri bozucu bir eğilim var.” diye konuştu.

Hiçbir programın maliyetsiz olmadığına işaret eden Yılmaz, şöyle devam etti:

“Enflasyonu düşürmek, sürdürülebilir büyüme ve sosyal adalet açısından
çok önemli. İstikrarlı bir ortamda sürdürülebilir bir büyüme sağlayacaksınız
ki kalıcı sosyal refah artışı olsun. Muhalefetin yaptığını görüyoruz, popülist
politikalarla, gündelik polemiklerle ekonomiyi bir yere taşıyamazsınız. Ekonomiyi
sağlam ve sağlıklı geliştiremediğiniz sürece sosyal refahı da kalıcı olarak
artıramazsınız. Gündelik birtakım şeyler yaparsınız, sonra acısı çok daha kötü
bir şekilde çıkar. Dolayısıyla burada asıl olan sağlıklı ekonomi politikaları
izlemek ve bunların getirdiği gelişimi de sosyal refah olarak toplumun tüm kesimlerine
yaymak.”

Yılmaz, dengeli büyümenin esas olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

“Bu anlamda AK Parti’nin, Cumhur İttifakı’nın son derece gerçekçi, ayakları
yere basan, sağlıklı politikalarla planlı ve programlı hareket ettiğini söylemek
isterim. Muhalefet, sosyal medya, her türlü algıyı yapmaya çalışabilirler. Hiçbir
karşılığı olmayan vaatler havada uçuşabilir ama halkımız tarihten de biliyor.
Yaşayanlar en azından, geçmiş Türkiye’nin tecrübelerini bilenler veya okuyanlar
şunu gayet iyi biliyorlar, bu popülist politikaların, altı boş, sadece sloganik
politikaların ülkeye büyük bedeller ödettiğini hep birlikte biliyoruz. Bu tuzağa
düşmemeliyiz.”

Savunma sanayindeki başarıyı sağlık endüstrilerinde, enerji ekipmanlarında,
makinelerde ve başka alanlarda da başaracaklarını bildiren Yılmaz, “Yapay
zeka gibi yeni teknolojileri bütün üretim süreçlerinde daha etkin kullanacağız.
Verimliliğimizi, katma değerimizi yükselteceğiz ve hak edilmiş, kalıcı bir şekilde
refahımızı artıracağız.” diye konuştu.

Enflasyonun, bu yıl normalde yüzde 20’lere doğru gitmesinin planlandığını ancak
savaş nedeniyle bu hedefin saptığını ifade eden Yılmaz, “Merkez Bankamız
da yeni tahminler ortaya koydu. Şimdi ben gelecek yıl için yüzde 20’nin altına
doğru gitmenin önemli bir hedef olduğunu düşünüyorum. 2027 için yüzde 20’nin
altına doğru gidecektir. Bu da büyük oranda rahatlatacaktır ama asıl hedefimiz
tabii ki tek haneli rakamlara yeniden ulaşmak. Ama yüzde 20’nin altına geldiği
zaman gündelik hayatımızda zaten birçok alanda bunu çok daha somut görmüş olacağız.”
dedi.

Yeni anayasa sürecine değinen Yılmaz, sivil, demokratik bir usulle yapılmış
bir anayasanın, içeriğinden bağımsız kıymetli olduğunu kaydetti.

Cevdet Yılmaz, şunları kaydetti:

“Dünya farklı bir yere doğru gidiyor. Biz iddialı bir ülke olacaksak gelecek
perspektifli, sivil, demokratik bir anayasa ortaya koymak durumundayız. Türkiye
Cumhuriyeti’nin insanlığa söyleyeceği sözleri, duruşu da bu anayasayla ortaya
koymak durumundayız. O güç merkezli dünyaya karşı hem gücünü koruyan hem de
prensiplerini, değerlerini ortaya koyan bir millet olarak duruşumuzu göstereceğimiz,
bir taraftan da yeni teknolojiler, işte yapay zeka, değişen bir dünya var, bunun
da hukukunun altyapısını oluşturan, gelecek perspektifli ve gençlerin fikirleriyle
de şekillenmiş bir anayasa perspektifine ihtiyacımız var. Yalnız bunu sadece
AK Parti, sadece Cumhur İttifakı yapamaz. Biliyorsunuz, belli bir çoğunluk gerektiriyor
Meclis’te. Dolayısıyla biz hep şu çağrıyı yapıyoruz muhalefete, gelin, bu ülke,
bu millet hepimizin. Olabilecek en geniş mutabakatı sağlayalım.”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, terörsüz bir Türkiye ve bölgede, kalkınma
sürecinin daha hızlı gelişeceğini, demokratik standartları yükseltmek için daha
elverişli bir atmosferin oluşacağını dile getirerek, terörün ortadan kalktığı
bir ortamda Doğu, Güneydoğu’daki illerin uzun zamandır kullanamadıkları potansiyelin
harekete geçeceğini, Türkiye ortalamasından daha yüksek bir hızla büyüyeceklerini,
yeni yatırım fırsatlarının, yeni istihdam ve ticaret imkanlarının oluşacağını
kaydetti.

Yazar Personelilan.com.tr
İLGİLİ HABERLER