Üniversite Tercih Dönemi: Adaylar Nelere Dikkat Etmeli?

Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın sonuçlanmasının ardından Türkiye’de üniversite adayları için tercih dönemi kapılarını açıyor. Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından açıklanan takvime göre tercihler 29 Temmuz – 10 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Adaylar, en fazla 24 programı elektronik formatta bildirme hakkına sahip olacaklar.
Başarı sırası ve önceki yıllara ait taban puanları, tercihlerin belirlenmesinde önemli bir rol oynamaya devam etse de, artan maliyetler üniversite seçimlerini daha karmaşık hale getiriyor. Vakıf üniversitelerinin ücretleri, bursların devam koşulları, yurt imkanları ve başka şehirde yaşamanın getirdiği mali yükümlülükler, aileler için bölüm seçimi kadar kritik bir nokta haline geldi.
Kontenjan sayısı ise yaklaşık 47 bin azalmış durumda.
DW Türkçe’den Pelin Ünker ile yaptığı görüşmede eğitim uzmanı Salim Ünsal, özel kontenjanlar hariç tutulduğunda, geçen yıl yaklaşık 794 bin olan yükseköğretim kontenjanının bu yıl 747 bine düştüğünü ifade etti. Yaklaşık %6’lık bir azalma, hem devlet hem de vakıf üniversitelerini etkiliyor.
Ünsal, kesintilerin ağırlıklı olarak düşük başarı sıralarına sahip vakıf programlarında yoğunlaştığını belirterek, bu durumun geçen yıl hukuk, mühendislik ve diş hekimliği alanlarında büyük bir değişime neden olmasını beklemediğini dile getirdi. Sınava başvuranların sayısının 150 bin azalması, puanı hesaplananların ise 120 bin ile 130 bin arasında düşüş göstermesi, kontenjan daralmasını kısmen dengelemektedir.
Eğer bölümler arasında talep değişikliği yaşanmazsa, başarı sıralamalarında olağan dışı bir hareketlilik beklenmiyor. Ancak tıp gibi üst sıralardan öğrenci kabul eden programlarda birkaç binlik kaymaların olabileceği ifade ediliyor.
Lisans programlarının ortalama ücreti ise 573 bin TL olarak belirlenmiş durumda.
Ünsal’ın liste fiyatları üzerinden yaptığı hesaplamalara göre, vakıf üniversitelerindeki tüm lisans ve ön lisans programlarının liste fiyatları bu yıl ortalama %31 oranında bir artış göstermiştir.
Dört yıllık lisans programlarının ortalama ücreti %34 artarak 428 bin 681 TL’den 573 bin 117 TL’ye yükselmiştir. Bu tutar, 2024 yılında 257 bin 854 TL idi. İki yıllık programların ortalaması ise yine %34 artışla yaklaşık 304 bin TL’yi bulmuştur.
Programlar arasındaki ücret farkları oldukça belirgin. Nişantaşı Üniversitesi Tıp Fakültesi için açıklanan liste fiyatı 3 milyon 740 bin TL gibi bir rakama kadar çıkabiliyor. Ancak Ünsal, bu tür rakamların, tercih ve kurum burslarıyla azaltılması beklenmektedir.
Ünsal’a göre reel olarak en yüksek yıllık ücret, Koç Üniversitesi’nde yaklaşık 2 milyon 180 bin TL, Sabancı Üniversitesi’nde ise yaklaşık 2 milyon 170 bin TL seviyesindedir. Özyeğin Üniversitesi’ndeki bazı programlar ise 1 milyon 800 bin ile 1 milyon 900 bin TL arasında bir fiyat aralığına sahiptir:
“Liste fiyatı bir başka, reel gerçek fiyat başka bir şekilde belirleniyor.”
Vakıf üniversiteleri, bu yıl 176 bin 80 öğrenci almayı planlıyor. Eğer kontenjanların tamamı dolarsa ve ilave burs verilmezse, liste fiyatları üzerinden yaklaşık 80 milyar 376 milyon TL’lik bir gelir bekleniyor.
Geçen yıl 193 bin 847 öğrenci hedeflenmiş, fakat yalnızca 145 bin 319 öğrenci yerleşebilmiştir. Belirlenen 66 milyar 179 milyon TL’lik gelir hedefinin gerisinde kalarak, yaklaşık 47 milyar 16 milyon TL’lik bir hacme ulaşılabilmiştir. Tercih, başarı ve kardeş bursları gibi faktörler nedeniyle fiili gelir de bu rakamın altında kalmıştır.
Ünsal, baraj puanının kaldırılmasının ardından 2022-2024 arasında vakıf üniversitelerinin doluluk oranının %96-98 seviyesine ulaştığını, fakat başvuruların yeniden 2,5 milyon seviyesine düşmesiyle doluluğun %75’e gerilediğini belirtmektedir. Bu yıl da ekonomik koşullar ve ücretler sebebiyle doluluk oranının %70-75 düzeyinde kalacağını öngörmektedir.
Öğrencilerin üçte ikisi %50 indirimli kontenjanlardan faydalanıyor.
2026 yılı itibarıyla kontenjanların %14’ü tam burslu, %68’i %50 indirimli, %4’ü %25 indirimli ve %13’ü ücretli öğrenciler için ayrılmış durumda. Geçen yıl %50 indirimli kontenjanların oranı %70, ücretli kontenjanların payı ise %9 olarak kaydedilmişti.
Ünsal, yaklaşık üçte iki öğrencinin %50 indirimli kontenjanlarla alınmasının, vakıf üniversitelerinin gerçek fiyatlandırma modelini yansıttığını dile getirmektedir:
“Vakıf üniversitelerinin gerçek fiyatı aslında %50 oranındaki indirimle belirlenen ücretlerdir.”
Kılavuzda sunulan bursların yanı sıra, tercih, başarı, kardeş, mütevelli heyeti ve mezun olunan okula bağlı indirimler de uygulandığı belirtiliyor. Ünsal, bu bursların dolmayan programlara öğrenci çekme stratejisi olarak kullanıldığını vurgulamaktadır.
Adayların bursların kapsamını, normal öğrenim süresince devam edip etmeyeceğini, hangi koşullarda kesilebileceğini ve sonraki yıllarda zamların hangi ücret üzerinden hesabı yapılacağını yazılı olarak öğrenmesi önemli.
Barınma maliyetleri ise öğrenci göçünü etkiliyor.
Ünsal, ekonomik şartların son iki-üç yılda öğrencilerin farklı bir şehre gitme eğilimlerini belirgin bir şekilde azalttığını ifade ediyor. Artık aileler yalnızca üniversitenin akademik niteliğini değil, öğrencinin başka bir şehirde yaşayacağı toplam maliyeti de göz önünde bulunduruyorlar.
Özellikle İstanbul’da yaşayan aileler, başka bir şehirde devlet üniversitesinde okuyan bir öğrencinin yurt, kira, ulaşım ve beslenme giderlerini, İstanbul’daki %50 burslu bir vakıf üniversitesinin ücretleriyle karşılaştırıyorlar.
Ünsal’ın verilerine göre, İstanbul’dan bir yükseköğretim programına yerleşen öğrencilerin yaklaşık %76’sı kentte kalıyor. Geçmişte aileler çocuklarının şehir dışında okumasını daha çok teşvik ederken, son yıllarda ekonomik nedenlerden dolayı öğrencilerin kendi şehirlerinde kalmaları daha çok tercih edilir hale gelmiştir.
İller arasındaki öğrenci hareketliliği ise üniversite kapasitesine göre değişim göstermektedir. Ordu, Osmaniye, Manisa ve Mardin gibi üniversite kapasitesinin öğrenci talebinin gerisinde kalan illerden daha fazla öğrenci başka şehirlere giderken, Gümüşhane, Ardahan, Burdur ve Çanakkale gibi üniversite kapasitesi yüksek iller dış
