Türkiye için yapay zekada tarihi fırsat: Kendi teknopolitik modelimizi kurmalıyız!

Yapay zekanın küresel güç mücadelesinin merkezine yerleştiğine dikkat çekilen
“Dünya Siyasetinde Teknopolitik Düzen Tartışmaları ve Türkiye” başlıklı raporda,
Türkiye’nin nükleer teknolojilerde yaşadığı stratejik kaybın benzerini yapay zeka
alanında yaşamaması için uyarıda bulunuldu. Raporda, “Türkiye kendi teknopolitik
modelini oluşturmalı, kuralları koyan ülkeler arasında yer almalı” çağrısı yapıldı.
Türkiye Gazetesi’nden Yeşim Eraslan’ın haberine göre; rapora göre yapay zeka
artık yalnızca yazılım geliştirme ya da dijital dönüşüm başlığı değil; devletlerin
kapasitesini, küresel güç dengelerini ve geleceğin uluslararası düzenini belirleyecek
en kritik stratejik unsur haline geldi. En çarpıcı uyarı ise Türkiye’nin geçmişte
nükleer teknolojilerde yaşadığı fırsat kaybına ilişkin oldu. Raporda, benzer
bir stratejik kırılmanın bugün yapay zeka alanında yaşandığı belirtilerek, Türkiye’nin
bu kez oyunun dışında kalmaması gerektiği vurgulandı.
Ayrıca, dünyada öne çıkan teknorealist, teknopragmatist ve teknohümanist yaklaşımların
tek başına Türkiye’nin ihtiyaçlarını karşılamadığı ifade edildi. Türkiye’nin;
teknolojik kapasiteyi, devlet gücünü, insan onurunu ve kültürel çoğulculuğu
aynı potada buluşturan kendine özgü bir teknopolitik model geliştirmesi gerektiğine
işaret edilen rapora göre, Türkiye’nin asıl avantajı, stratejik güç ile adalet
anlayışını birlikte taşıyabilecek tarihsel ve kurumsal birikime sahip olması.
Raporda, yapay zekanın özellikle savunma ve istihbarat alanlarında ezber bozacak
sonuçlar doğuracağı kaydedildi. Yeni teknolojilere hazırlıksız yakalanan ülkelerin
stratejik sürprizlerle karşılaşabileceğinin belirtilirken, Türkiye’nin yalnızca
teknolojiyi takip eden değil, teknolojiyi geliştiren ve yönlendiren ülkeler
arasında yer almasının ulusal güvenlik açısından zorunluluk haline geldiği ifade
edildi.
Rapor, Türkiye’nin savunma sanayisindeki tecrübesi, kamu-özel sektör iş birlikleri
ve genç insan kaynağı sayesinde önemli bir başlangıç avantajına sahip olduğunu
ortaya koyuyor. Buna karşın veri yönetişimi, kurumsal koordinasyon, şeffaflık
ve hesap verebilirlik alanlarında eksikliklerin bulunduğu; bu alanlarda hızlı
adımlar atılmaması halinde teknolojik kapasitenin tek başına yeterli olmayacağı
uyarısı yapılıyor.
HEDEF: KURALLARI KOYAN ÜLKE OLMAK
Rapora göre, Türkiye’nin hedefi sadece yapay zekayı kullanan ülkeler arasında
yer almak değil, küresel standartların belirlendiği masalarda söz sahibi olmak
olmalı. Bu kapsamda Türkiye’nin uluslararası kuruluşlarda daha güçlü temsil
edilmesi, yapay zeka diplomasisini geliştirmesi ve uluslararası teknopolitik
ittifaklarda aktif rol üstlenmesi gerektiği vurgulanıyor. MİA yapay zeka teknolojinde
Türkiye’nin öne çıkması için şu önerilerde bulundu: “Türkiye kendi teknopolitik
modelini geliştirmeli. Yapay zeka dış politikanın yeni başlıklarından biri haline
getirilmeli. Türkçe büyük dil modelleri ve ulusal yapay zeka altyapısı kurulmalı.
Kritik teknolojilerde yabancı bulut ve işlemci bağımlılığı azaltılmalı. Kamu
kurumlarında yapay zeka uygulamaları risk seviyesine göre denetlenmeli. Biyometrik
gözetim sistemleri açık yasal çerçeveye bağlanmalı. Yapay zeka kararlarında
insan denetimi zorunlu tutulmalı. Veri güvenliği ve veri egemenliği ulusal güvenlik
başlığı olarak ele alınmalı. Savunma sanayisinde geliştirilen teknolojiler sağlık,
afet ve tarım gibi alanlara aktarılmalı. Vatandaşın anlayabildiği ve itiraz
edebildiği yapay zeka sistemi temel ilke olmalı. Nükleer teknolojilerde kaçırılan
stratejik fırsat bugün yapay zeka alanında yeniden yaşanıyor. Türkiye bu kez
oyunun gerisinde kalmamalı.”
OYUNUN KURALLARINI YAZAN ÜLKE
Raporun vardığı sonuç ise net: “Yapay zeka çağında güçlü olmak yalnızca teknoloji
üretmekle değil; veri, insan kaynağı, hukuk, etik, diplomasi ve güvenliği aynı
stratejide buluşturabilmekle mümkün olacak. Türkiye’nin önünde ise tarihi bir
fırsat bulunuyor: Bu kez teknolojiyi sadece kullanan değil, oyunun kurallarını
yazan ülkeler arasında yer almak.”
