Üniversite Personelinin Tayin Sorununa Kapsamlı Çözüm İhtiyacı

Devlet üniversitelerinde görevli idari personelin yıllardır süregelen tayin ve nakil sorunları, hem personel motivasyonunu hem de işleyişi olumsuz etkileyen önemli bir gündem maddesi olmaya devam ediyor. Özellikle eş durumu, eğitim hakkı gibi mazeret tayinleri ile karşılıklı yer değiştirme (becayiş) uygulamaları, bu sorunun çözümünde kritik bir rol oynuyor. Son dönemde atılan adımlar umut vaat etse de, kalıcı ve şeffaf bir çözüm için kapsamlı bir yönetmeliğin hayata geçirilmesi zaruret taşıyor.
Becayiş Uygulamalarında Yeni Dönem ve Beklentiler
Üniversite idari personelinin merakla beklediği karşılıklı naklen atanma (becayiş) sürecinde sevindirici gelişmeler yaşandı. Yükseköğretim Kurulu (YÖK), üniversiteler arası nakil işlemlerine dair usul ve esasları belirleyerek tüm devlet yükseköğretim kurumlarına resmi bir yazı gönderdi. Bu yeni düzenleme, tayin süreçlerini dijitalleştirmenin yanı sıra, Cumhurbaşkanlığı desteğiyle kolaylaştırmayı hedefliyor. Aynı unvan ve görevdeki idari personelin farklı üniversitelere geçişini hızlandırmak amacıyla Cumhurbaşkanlığı tarafından ek atama kontenjanları da sağlandı. Bu sisteme yalnızca “Üniversite İdari Personel (İGPS)” yetkisine sahip kişiler erişebilecek.
İlk becayiş uygulamasında, Sağlık Hizmetleri Sınıfı’ndan 4.369, Eğitim Hizmetleri Sınıfı’ndan 5.513 personel olmak üzere toplam 9.882 kişi başvurmuştu. Ancak bu başvuruların büyük bir bölümü maalesef sonuçsuz kalmıştı. İkinci kez becayiş uygulamasının hayata geçirilmesi, kısıtlı da olsa olumlu bir adım olarak değerlendirilmektedir. Bu gelişmelere rağmen, geçmişteki deneyimler, sürecin şeffaflığı ve personel arasında oluşan güven kaybının giderilmesi gerektiğine işaret ediyor.
Kapsamlı Bir Yönetmelik Şart
Üniversite idari personelinin tayin sorununa kalıcı bir çözüm getirmek için acil olarak bir Atama ve Nakil Yönetmeliği’nin yayınlanması büyük önem taşıyor. Türk Sağlık Genel Başkanı Önder Kahveci’nin de belirttiği gibi, eş durumu başta olmak üzere mazeret tayinleri, eğitim hakkı tayini, becayiş gibi düzenlemelerin net bir biçimde yer aldığı bu yönetmeliğin bir an önce hayata geçirilmesi gerekiyor. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi olarak görev yapan üniversite idari personelinin yıllardır süregelen kurumlar arası nakil sorununun henüz tam olarak çözüme kavuşmaması, personel arasında belirsizlik ve endişe yaratmaktadır.
UNİPERSEN gibi sendikalar, bu sorunun çözümü için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na hitaben dilekçe eylemleri düzenleyerek konuyu gündemde tutmaya çalışıyor. Personelin beklentisi, sadece becayiş uygulamasının tekrarı değil, tüm tayin haklarını kapsayan, şeffaf ve adil bir sistemin kalıcı olarak tesis edilmesidir.
Sonuç
Üniversite idari personelinin tayin sorunları, sadece bireysel mağduriyetlere yol açmakla kalmayıp, kamu hizmetlerinin verimliliğini de etkileyen önemli bir meseledir. YÖK’ün becayiş konusunda attığı adımlar olumlu olsa da, bu gelişmelerin kapsamlı bir Atama ve Nakil Yönetmeliği ile taçlandırılması gerekmektedir. Böylece, personel arasında güvenin yeniden tesis edilmesi, süreçlerin şeffaflaşması ve tüm mazeret tayinlerinin net kurallara bağlanması mümkün olacaktır. Bu sayede, devlet üniversitelerindeki idari personel, daha motive ve verimli bir şekilde görevlerini icra edebilecektir.
