Türkiye’nin Vize Serbestisi İçin Adım Attığı Süreç

Türkiye, Avrupa Birliği (AB) ülkelerine yönelik vize serbestisi konusundaki yeni girişimiyle 13 yıllık süren tıkanıklığı aşmayı hedefliyor. Ancak bu çabanın ne derece başarılı olacağı, Türkiye’nin mevzuat değişikliklerini nasıl uygulayacağına ve Ankara ile Brüksel’in siyasi iradelerine bağlı olacak.
Vize serbestisi sürecindeki son altı kriterin karşılanması için Türkiye, ilgili bakanlıklar arasında kapsamlı bir çalışma başlattı. Bu çalışmalar, Türkiye’nin AB ile yürüttüğü vize serbestisi sürecinin hızlanmasına zemin hazırlayabilir.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 8 Ağustos’taki açıklamasında Adalet, İçişleri ve Dışişleri bakanlıklarının katılımıyla yeni bir stratejik yaklaşım benimsendiğini ve “mutfak çalışmasının” başlatıldığını bildirdi.
Yılmaz, kişisel verilerin korunması, terör tanımı ve geri kabul anlaşması konularında özel bir odak oluşturduklarını belirtti. Ayrıca, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan bilim kurulunun Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) üzerinde çalışmalar yürüttüğünü ve sürecin koordinasyonunu kendisinin üstlendiğini ifade etti. Yılmaz, Avrupa’dan da siyasi irade beklediklerinin altını çizdi.
Türkiye, Avrupa Birliği’nin en eski aday ülkesi ve önemli ticaret ortaklarından olmasına rağmen, hâlâ vize muafiyetinden yararlanmayan tek aday durumunda bulunuyor.
Diğer yandan, 2025’te yürürlüğe girecek olan “kademeli vize” sisteminin güvenilir seyahat geçmişine sahip kişilere daha uzun süreli çok girişli vize imkânı sunarak bir nebze kolaylık sağladığı ifade ediliyor.
Avrupa Komisyonu raporlarına göre, 2025’te Türkiye’den Schengen Bölgesi’ne yaklaşık 1,26 milyon vize başvurusu yapıldı ve bu başvurulardan 1,07 milyonu onaylandı.
Türkiye, Çin’in ardından dünyada Schengen vizesine en fazla başvuru yapan ikinci ülke konumunda iken, başvurular için 2025 yılı itibarıyla ret oranının yüzde 14,6 olduğu bilgisi veriliyor.
Kalan 6 kriter neler?
Bunun yanı sırada, kalan altı kriterin karşılanması Türk vatandaşlarının Schengen ülkelerine vizesiz giriş yapabilmesini sağlayacak mı? AB ile Türkiye arasındaki sığınmacılarla ilgili Türkiye-AB Geri Kabul Anlaşması ile eş zamanlı başlatılan Vize Serbestisi Diyaloğu, 72 kriterden oluşan bir yol haritasına dayanmaktadır.
Bu 72 kriter, “Belge Güvenliği, Göç Yönetimi, Kamu Düzeni ve Güvenliği, Temel Haklar ve Düzensiz Göçmenlerin Geri Kabulü” olmak üzere beş ana grupta toplanmıştır.
Türkiye, 2016 yılına kadar 65 kriteri yerine getirmiş ve 2018 yılında biyometrik pasaport yükümlülüğünü tamamlayarak bu sayıyı 66’ya çıkarmıştır. Ancak, Avrupa Komisyonu’nun raporlarıyla onaylanan bu ilerlemelere rağmen, son 13 yılda kalan 6 kriter henüz aşılmamıştır.
Türkiye’nin tamamlaması gereken altı kriter ise şunlardır:
“Terörle mücadele yasasının Avrupa standartlarıyla uyumlu hale getirilmesi, Avrupa Birliği Polis Örgütü EUROPOL ile operasyonel iş birliği anlaşmasının imzalanması, Avrupa Konseyi Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu’nun (GRECO) tavsiyelerinin uygulanması, kişisel verilerin korunmasına ilişkin mevzuatın AB normlarına uyarlanması, suç konularında tüm AB üyeleriyle etkin adli iş birliği yapılması, Geri Kabul Anlaşması’nın üçüncü ülke vatandaşlarını da kapsayacak şekilde tam uygulanması.”
Kriterler Türkiye’yi hangi açılardan zorluyor?
Ankara’nın son altı kriteri yerine getirmesi, bazı teknik düzenlemeler ve birçok hassas konuda siyasi irade gerektiriyor. Şu ana kadar en hassas ve zorlu kriter olarak terörle mücadele yasası öne çıkmaktadır. Ancak başlatılan çözüm süreci sayesinde bu kriterle ilgili olarak en azından PKK ile ilgili ilerleme beklentileri oluşmuş durumda. Bununla birlikte, AB’nin talebi yalnızca belirli örgütlerle ilgili kalmıyor; Türkiye’den geniş kapsamlı terör tanımının daraltılmasını da istiyor.
Karşılanması zor bir başka kriter ise adli iş birliği. Türkiye, AB üyesi tüm ülkelerle ceza davaları, adli yardım ve suçluların takibi konularında etkin iş birliği kurmak zorundadır. Ancak Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tanınmaması, bu kriterin önündeki en büyük siyasi engellerden biri olarak önem taşımaktadır.
Geri kabul anlaşmasında üçüncü ülke vatandaşlarıyla ilgili düzenlemenin yapılması da Türkiye için siyasal karar gerektiren ve hassas bir kriter. Türkiye-AB Geri Kabul Anlaşması şu an sadece Türk vatandaşları için uygulanmaktadır.
Cumhurbaşkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, Haziran ayında yapılan bir açıklamada, Türkiye’nin diğer ülkelerden üçüncü ülke vatandaşlarını kabul etmesine yönelik bir uygulamasının olmadığını belirtmişti. Ayrıca, suç kaydı bulunan veya yasal ikamet hakkı bulunmayan yabancıların Türkiye’ye iadesinin hukuken mümkün olmadığı kaydedilmiştir.
Vize serbestisi otomatik mi?
Türkiye, kalan altı kriteri karşılasa dahi vize muafiyeti otomatik olarak söz konusu olmuyor. Avrupa Komisyonu’nun olumlu görüş vermesinin ardından Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi’nin onayını almak gerekmektedir. Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti dâhil üye ülkelerin onay vermesi durumunda, Türkiye vize zorunlu ülkeler listesinden muaf ülkeler listesine geçebilir.
Atina ve Lefkoşa’nın Türkiye’nin vize serbestisine olan bakışı, sürecin siyasi boyutunda önemli bir unsur olarak öne çıkmaktadır.
Öte yandan, birçok Avrupa ülkesinde aşırı sağ ve AB karşıtı popülist partilerin yükselişi, merkez sol ve sağ partilerin Türkiye’ye vize serbestisi getirmesini savunmalarını zorlaştıran bir etken olarak değerlendirilmektedir.
Gülsen Solaker / DW Türkçe
