Ana içeriğe atla
HABERLER

Almanya’da AfD depremi ekonomiyi de vurabilir! Tarihi zafer reformları riske atıyor

Personelilan.com.tr • • 3 dk okuma
Paylaş

Almanya, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ilk kez aşırı sağcı bir partinin bir eyalet seçiminden açık ara birinci çıktığı yeni bir döneme girdi.

CNBCE.COM’u öncelikli haber kaynağınız olarak ekleyin
Ekonomi, iş dünyası, piyasalar ile ilgili en güvenilir ve en detaylı haberlere en hızlı şekilde ulaşın.

+
Ekle

Aşırı sağcı Almanya İçin Alternatif (AfD), Saksonya-Anhalt seçimlerinde oyların yüzde 43,8’ini alarak tarihi bir zafer kazandı. Parti, 83 sandalyeli eyalet meclisinde 39 sandalye elde ederek çoğunluğun yalnızca üç sandalye gerisinde kaldı.

Seçimin bir diğer çarpıcı sonucu ise Başbakan Friedrich Merz’in partisi CDU’nun yaşadığı büyük oy kaybı oldu. CDU’nun oy oranı 2021’deki yüzde 37,1 seviyesinden yüzde 17,2’ye geriledi.

Saksonya-Anhalt’ın Almanya ekonomisindeki payı yüzde 2’nin altında. Bu nedenle seçim sonucunun doğrudan ekonomik etkisinin sınırlı olması bekleniyor.

Ancak uzmanlara göre asıl risk eyaletin ekonomisinden değil, Berlin’deki siyasi dengelerin daha da parçalanmasından kaynaklanıyor.

AfD’nin yükselişi, Merz hükümetinin zaten zayıflayan kamuoyu desteğini daha da baskı altına sokuyor. Son anketlerde Almanların yalnızca yüzde 13’ü Merz’in performansından memnun. AfD ise ülke genelinde yüzde 27 ile CDU/CSU’nun altı puan önünde bulunuyor.

Oxford Economics ekonomisti Alexander Valentin, siyasi çıkmaz riskinin artmasının gerekli reformları rayından çıkarabileceğini ve bunun Almanya’nın uzun vadeli büyüme potansiyelinin aşağı çekilmesine yol açabileceğini belirtiyor.

Almanya’nın ekonomik toparlanması, hükümetin siyasi açıdan zor reformları hayata geçirebilmesine bağlı.

Ancak ana akım partilerin seçimlerde ağır kayıplar yaşaması, CDU ve Sosyal Demokrat Parti (SPD) üzerindeki iç baskıyı artırabilir. Bu durum özellikle emeklilik sistemi, iş gücü piyasası ve enerji politikalarında uzlaşmayı zorlaştırabilir.

Üstelik Almanya’nın ekonomik sorunları yalnızca kamu harcamalarının yetersizliğinden kaynaklanmıyor. Yavaş izin süreçleri, yüksek enerji maliyetleri, iş gücü açığı, yaşlanan altyapı ve rekabet gücündeki zayıflama şirketlerin yatırım kararlarını baskılıyor.

Almanya’nın sanayi sektöründeki dönüşümün boyutu otomotiv devlerinde de görülüyor.

Volkswagen, tarihinin en büyük yeniden yapılanma sürecini yürütüyor. Şirketin 3 Eylül’de onayladığı Future Plan 2030 kapsamında mevcut 50 bin kişilik işten çıkarma planına 50 bin kişilik yeni kesinti daha eklendi.

Böylece Volkswagen’de on yılın sonuna kadar yaklaşık 100 bin pozisyonun ortadan kalkması bekleniyor.

Almanya’daki dört Volkswagen fabrikasının da 2031 sonrasında kesinleşmiş otomobil üretimi bulunmuyor. Şirketin hisseleri ise 2020’deki zirvesinden bu yana yaklaşık yüzde 78 değer kaybetti.

Almanya’nın binek otomobil üretimi de 2026’nın ilk sekiz ayında yıllık bazda yüzde 4 düşerek 2,65 milyon adede geriledi. Bu rakam 2019 seviyesinin yüzde 16 altında kaldı.

Seçimin ardından finansal piyasalarda sert bir tepki görülmedi.

DAX endeksi yüzde 0,3 gerilerken, Almanya’nın 10 yıllık tahvil faizi yalnızca 1 baz puan yükselerek yaklaşık yüzde 3,35 seviyesine çıktı.

Tahvil faizlerindeki yükselişte siyasi gelişmelerden çok enerji fiyatları, yeniden güçlenen enflasyon endişeleri ve Avrupa Merkez Bankası’nın daha sıkı para politikası uygulayabileceği beklentileri etkili oluyor.

Almanya ekonomisi siyasi baskıya rağmen toparlanma sinyalleri de veriyor.

S&P Global imalat PMI endeksi ağustosta 52,2’den 54,3’e yükselerek 51 ayın en yüksek seviyesine çıktı. Yeni siparişler ise Şubat 2022’den bu yana en hızlı artışı kaydetti.

Savunma harcamaları, veri merkezi yatırımları ve stoklama faaliyetleri sanayi siparişlerini destekliyor.

Dolayısıyla Saksonya-Anhalt seçimleri Almanya’nın ekonomik toparlanmasını tek başına bitirecek bir gelişme değil. Ancak seçim, Berlin’de gerekli reformları hayata geçirecek siyasi iradenin ne kadar güçlü kaldığına ilişkin soru işaretlerini büyüttü.

Yazar Personelilan.com.tr
İLGİLİ HABERLER