Fen Alanında Türkiye’nin İvmesi Devam Etmeli!

Türk Eğitim Derneği (TED) düşünce kuruluşu TEDMEM Direktörü Sabiha Sunar, OECD’nin PISA 2025 sonuçları öncesinde Türkiye’nin eğitim performansına dair önemli değerlendirmelerde bulundu.
PISA 2022’de pek çok ülkede görülen performans düşüşlerine karşılık, Türkiye’nin son on yılda iyileşme gösteren ülkeler arasında yer aldığını hatırlatan Sunar, Türkiye’nin OECD ortalamasına en fazla yaklaşmış olduğu alanın fen okuryazarlığı olduğunu dile getirdi.
Türkiye’de üst düzey performans sergileyen öğrenci oranının arttığını ve alt düzeyde kalan öğrenci oranının azaldığını vurgulayan Sunar, fen alanındaki gelişmelerin nitelikli insan kaynağı açısından önemli bir temel oluşturduğunu ifade etti.
“FENDEKİ İVME DİĞER ALANLARA DA YANSITILMALI”
Sunar, Türkiye’nin fen alanındaki performans ivmesinin korunması gerektiğini belirterek, şu şekilde konuştu:
“Türkiye fen performansında önemli bir ivme kazandı. Bu ivmeyi sürdürebilmek ve okullardaki laboratuvar altyapılarını güçlendirmenin yanı sıra öğretmen eğitimlerini uygulamalı hale getirerek, fen konusunda başarılı olduğumuz noktaları diğer alanlara da yansıtmalıyız.”
PISA 2025’in ana odaklarından birinin fen okuryazarlığı olduğunu hatırlatan Sunar, Türkiye’nin bu alandaki güçlü performansının yeni sonuçlara olumlu katkı sağlayabileceğini söyledi.
Sunar, “Fen okuryazarlığı Türkiye’nin en güçlü olduğu alandır. Daha önce elde ettiğimiz ivmeyi PISA 2025’te sürdürebilirsek, olumlu sonuçlar alacağımızı öngörmek zor değil” dedi.
“10 ÖĞRENCİDEN 4’Ü TEMEL MATEMATİK BECERİLERİNDEN YOKSUN”
Matematik alanındaki durumu da değerlendiren Sunar, PISA 2022’de ülke ortalamasının 17 puan düşmesine rağmen Türkiye’nin performansını koruduğunu ancak temel becerilerde önemli sorunlar yaşandığını belirtti.
Sunar, öğrencilerin yüzde 39’unun temel matematik becerilerine ulaşamadığını ifade ederek şunları kaydetti:
“Öğrencilerimizin yüzde 39’u basit matematik işlemleri ve grafik okuma gibi temel becerilerde yetersiz. 10 öğrenciden 4’ünün bu becerilere ulaşamaması, durumu oldukça olumsuz hale getiriyor. Başarılı eğitim sistemlerine sahip ülkelerde bu oran genellikle yüzde 10-15 civarında. Bizim de matematikle ilgili önlemler almamız gerekiyor.”
ERKEN YAŞLARDA ELE ALINMALI
Sunar’ın dikkat çektiği bir diğer konu ise öğrencilerin matematiğe yönelik kaygı düzeyi oldu. PISA verilerine göre Türkiye, öğrencilerin matematik kaygısında lider konumda bulunuyor.
Bu durumun erken yaşlardan itibaren ele alınması gerektiğinin altını çizen Sunar, “Öğrencilerin matematik kaygısında en üst sıralarda bulunduğumuz bir gerçektir. Bu konuyu erken dönemden itibaren ele almak önemlidir, çünkü kaygı matematik performansını doğrudan etkiliyor” dedi. Ayrıca, önceki Matematik Seferberliği’ne öğrencilerin kaygılarını azaltmaya yönelik hedeflerin de dahil edilmesi gerektiğini vurguladı.
“POTANSİYELİ DOĞRU DEĞERLENDİRMEYE İHTİYACIMIZ VAR”
Sunar, Türkiye’deki dezavantajlı öğrencilerin benzer sosyoekonomik koşullardaki akranlarına göre daha başarılı bir performans sergileyebildiğini belirterek, bu durumun eğitim sistemi açısından önemli bir potansiyele işaret ettiğini söyledi.
Sunar, “Burada bir potansiyel mevcut. Bu potansiyeli doğru bir şekilde değerlendirmemiz gerekiyor. Öncelikli olarak fırsat eşitliğini sağlamak ve sosyoekonomik farklılıkları ortadan kaldırmak önemli” ifadelerini kullandı.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin beceri temelli öğretim programına geçişinin PISA’da ölçülen göstergelerle örtüştüğünü belirten Sunar, fen okuryazarlığındaki başarının genel sonuçlara olumlu etki yapabileceğini savundu.
“SIRALAMADAN ÇOK SİSTEMİN BÜTÜNÜNE BAKILMALI”
PISA sonuçları incelenirken sadece ülke sıralamalarına ve puanlara odaklanılmaması gerektiğini vurgulayan Sunar, esas önemli göstergenin eğitim sistemindeki genel iyileşme düzeyi olduğunu ifade etti.
Sunar, “Eğitim sistemini bütünüyle iyileştirdiğimizde, başarıya ulaşmış olacağız. Dolayısıyla hayata etkin katılabilme becerilerine sahip olmayan öğrenci oranını azaltmak bizim için büyük bir başarı sayılacaktır” dedi.
Ayrıca, okuduğunu anlama becerisinin kritik bir alan olduğuna dikkat çeken Sunar, PISA 2025 sonuçlarında matematik kaygısı, okuma becerileri ve temel yeterlikler gibi göstergelerin özellikle izlenmesi gerektiğini belirtti.
