MEB’den ‘sınav baskısını azaltma’ hamle: LGS kontenjanları düşürülecek

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, PISA 2025 sonuçlarının açıklandığı Bratislava'da eğitim editörleriyle bir araya gelerek sınav odaklı eğitim üzerindeki baskıyı azaltmak için sınavla öğrenci alan liselerin sayı ve kontenjanlarının kademeli olarak düşürüleceğini açıkladı.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, sınav odaklı eğitim üzerindeki baskıyı azaltmak
için yeni adımlar atılacağını açıkladı. Tekin, “Sınavla öğrenci alan ortaöğretim
kurumlarının sayısı ve kontenjanını azaltmamız gerekiyor. Orada kademeli bir politika
takip ediyoruz. Hedefimiz 2029 PISA’da ilk 5’te olmak” dedi. Bakan Tekin
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) tarafından uygulanan Uluslararası
Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) 2025 sonuçlarının açıklandığı Slovakya’nın
başkenti Bratislava’da gazetelerin eğitim editörleriyle bir araya geldi.
Sabah’tan Ceyda Karaaslan’ın haberine göre; Bakan Tekin’in açıklamalarından
satır başları şöyle;
2013 yılında dershane mevzusu başlarken, Türkiye’de eğitim sisteminin başarılı
olmasının yegane yolunun eğitimin üzerindeki vesayet çemberinin kırılması olduğunu
söylemiştim. MEB’in ders kitaplarının kapağını kimse açmıyordu. Yıllarca çocuk
okula gidiyor ama dershaneler her şeyi 6 ayda öğreteceğini iddia ediyor. Devletin,
milletin, memleketin eğitim politikasını o zaman dershane belirlemiş oluyordu.
Biz o kadar para harcıyoruz, atama yapıyoruz, ders kitabı basıyoruz, okul yapıyoruz
ama hepsi boş. Bizim o gün başlattığımız kavga ‘Bu vesayeti kaldıralım’ mücadelesiydi.
Ne kadar derslik yaparsan yap, ne kadar öğretmen atarsan ata, hiçbir karşılığı
olmaz. Çünkü senin yaptığın işi sabote eden, onu gölgeleyen başka bir yapı var.
Biz o yüzden bu sene genelgeye de yine yazdık. Ders kitaplarımız mutlaka okutulacak,
yardımcı kaynak dayatması olmayacak. Öğretmenler, okullar, Milli Eğitim Bakanlığı
burada dominant olmaya başladığı an işler yoluna girmeye başladı. Bence bu hikayenin
asıl özü burası. 2015’ten sonra tırmanışa geçmeye başlıyoruz. Sıfır noktasından
kalkıp bu noktaya gelmedik, kademeli bir yükseliş burası. 2013’te uluslararası
arenada, eğitim sistemimize ilişkin ana eleştirilerden biri şuydu: Birincisi,
“müfredatınız çok yoğun” şeklindeydi. İkincisi, “sizin müfredatınız
hala bilgi verme üzerine, bilginin beceriye dönüşmesi üzerine değil.
Çocuklara yaşlarına uygun olmayan, 1980’li, 90’lı yıllarda ‘Bu da olsun, şu
da olsun’ diye müfredata attığımız her şeyi niye öğretiyoruz? Müfredat dolu
olunca öğretmen yetiştireceğim diye yarım yamalak anlatıyor. Türkiye Yüzyılı
Maarif Modeli ile müfredatı yüzde 35 oranında azalttık. Şimdi öğretmenler etkinliklere
vakit buluyor.”
“Asıl hedefimiz OECD ülkeleri içinde ilk 5 içinde yer almak ve kalıcı
olmak. Bir sonraki PISA uygulaması 2029’da. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli eğitimi
alan öğrencilerin çok daha başarılı olacağını düşünüyorum. Biz bütün okullarımızın
listesini verdik, hiçbir şekilde karışmadık. Öğrencileri de okulları da OECD
belirledi.”
“VELİ, mahalle baskısıyla değil ilgisine, yapabileceği işe göre çocuğu
teşvik etsin. Üniversite tercihlerini bile çocuklar kendileri yapamıyor. Çocukları
biraz özgür bırakalım. Yeteneklerine, becerilerine göre en çok istedikleri mesleği
seçsinler.”
TÜRKİYE PISA’DA FRANSA’YI GEÇTİ
Fransız Le Figaro Etudiant medya kuruluşunun haberine göre, PISA 2025 değerlendirme
raporunda Türk öğrenciler, her eğitim dalında Fransız öğrencileri geçti. Türkiye’nin
söz konusu sıralamada Fransa’ya göre matematikte 6, okuma becerilerinde 10,
bilim dallarında ise 8 sıra önde olduğu kaydedilen haberde, “Türkiye, PISA
tarafından incelenen her dalda Fransa’yı geçiyor. Ankara, okuma becerilerinde
36’ncı sıradan 18’inci sıraya geçti, matematikte 36’ncı sıradan 28’inci sıraya
ve fen bilimlerinde ise 31’inci sıradan 19’uncu sıraya” ifadesi kullanıldı.
Haberde, “PISA incelemelerine göre Türk eğitim sistemi kalite açısından
da öne çıkıyor.” ifadesi kullanılırken OECD’nin raporuna göre Türk öğrencilerin
yüzde 68’inin “işler zorlaştığında ek çaba sarf ettiği”, bu oranın
OECD ülkeleri ortalamasında yüzde 60 olduğu aktarıldı.
AVRUPALI GENÇLER OKUDUĞUNU ANLAMIYOR
AVRUPA Birliği (AB) Eğitim Araştırma Enstitüsü Direktörü Prof. Maciej Jakubowski,
OECD PISA raporunun “çoğu Avrupa ülkesinde eğitim kalitesinde bir düşüş”
gösterdiğini söyledi. Bu düşüşün “çoğu Avrupa ülkesinde” net şekilde
kaydedildiğini belirtti. OECD’nin son PISA raporunun, “okuma veya matematikte
temel yeterlilik seviyesine ulaşamayan öğrenci sayısında artış” olduğunu
gösterdiğini söyleyen Jakubowski, “Avrupalı gençlerin yaklaşık üçte birinin”
PISA’da 2. seviyenin altında olduğunu ve bunun da “işlevsel olarak okuma
yazma bilmez” oldukları anlamına geldiğinin altını çizdi. Ancak sosyal
medyayı kötü sonuçlarla ilişkilendirme konusunda temkinli davranan Jakubowski,
“Nedensel olarak bir ilişki olduğunu söyleyemeyiz, ancak ilk tahmin bu”
diye konuştu.
