Ana içeriğe atla
İDARI UYGULAMALAR

VDK raporu ortaya çıkardı: Sebze ve meyvede fiyatları böyle artırmışlar

Personelilan.com.tr • • 4 dk okuma
Paylaş

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürütütdüğü "Tarladan markete fiyat yolculuğu" soruşturmasına giren Vergi Denetim Kurulu raporunda; vefat eden veya fiilen çiftçilik yapmayan kişiler adına müstahsil makbuzu düzenlendiği tespit edildi. Soruşturma kapsamında incelenen 207 firmadan 41'inde fiktif stok ve maliyet oluşturarak vergi matrahını düşürme riskinin belirlendiği kaydedilirken, hakkında gözaltı kararı verilen 41 firma yöneticisinden 33'ü yakalandı.

“Tarladan markete fiyat yolculuğu” soruşturmasında Hazine ve Maliye
Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığınca hazırlanan denetim raporunda, vefat
eden veya fiilen çiftçilik yapmayan kişiler adına müstahsil makbuzu düzenlendiği,
bazı makbuzların gerçek ürün teslimine dayanmadığına ilişkin tespitlere yer verildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada Hazine ve Maliye
Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı Ankara Sektörel Denetim Daire Başkanlığınca
hazırlanan denetim raporu dosyaya girdi.

Raporda, yaş meyve ve sebze sektöründeki fiyat artışlarının nedenlerinin araştırılması
amacıyla yürütülen çalışmada, firmaların üreticilerden yaptığı alımların büyüklüğü
ve bu alımların toplam mal alımları içerisindeki payının esas alındığı belirtildi.

Bu kapsamda, toplam mal alımlarının en az yüzde 70’i müstahsil makbuzuna dayanan
firmalar ile müstahsillerden belgeli alım tutarı 300 milyon lira ve üzerinde
bulunan firmaların riskli mükellef grubunda değerlendirildiği, belirlenen kriterler
doğrultusunda 207 firmanın araştırma kapsamına alındığı kaydedildi.

İlk analizlerde, bu firmaların yalnızca üreticilerden ürün satın alan tüccar
veya toptancı hal firmalarından oluşmadığı, önemli bölümünün ulusal ve yerel
zincir marketlere düzenli olarak yaş meyve ve sebze tedarik ettiğinin belirlendiği
aktarıldı.

Bu nedenle incelemenin yalnızca müstahsil makbuzlarının doğruluğuyla sınırlı
tutulmadığı, tedarik zincirindeki ürün, belge, maliyet ve fiyat hareketlerinin
birlikte değerlendirilmesinin gerekli görüldüğü ifade edildi.

Raporda, müstahsil makbuzunun defter tutma yükümlülüğü bulunmayan çiftçilerden
yapılan mal alımlarının belgelendirilmesinde kullanıldığı ancak belgenin düzenlenmiş
olmasının, üzerinde belirtilen ürünün ilgili kişi tarafından üretildiğini ve
alıcı firmaya teslim edildiğini tek başına kanıtlamadığı belirtildi.

Yapılan ön değerlendirmelerde, vefat eden kişiler adına müstahsil makbuzu düzenlenmiş
olabileceğine işaret eden kayıtlara rastlandığı aktarıldı.

İncelemelerde ayrıca bazı müstahsil makbuzlarının gerçek bir ürün teslimine
dayanmadığı, adına belge düzenlenen bazı kişilerin fiilen çiftçilik yapmadığı,
bazılarının ise ilgili firmayı tanımadığını ve herhangi bir ürün teslim etmediğini
beyan ettiği bilgisi verildi.

Raporda, bazı makbuzlarda gösterilen ürün miktarlarının da çiftçilerin arazi
büyüklüğü ve makul üretim kapasitesiyle açıklanamadığı, miktarların bölgesel
ve teknik verim değerlerinin önemli ölçüde üzerinde olduğuna işaret edildi.

Belgelerde yer alan ürün türü, miktarı veya birim fiyat bilgilerinin bazı üreticilerin
beyanlarıyla örtüşmediği, bazı işlemlerde ise makbuzlardaki birim fiyatların
üreticilerin bildirdiği gerçek satış fiyatlarının belirgin şekilde altında kaldığı
tespiti yapıldı.

Raporda, “Söz konusu bulguların, incelenen müstahsil makbuzlarındaki uyumsuzlukların
her durumda belge düzenine ilişkin basit veya münferit hatalardan ibaret olmayabileceğini,
bazı işlemlerde ticari ve vergisel sonuçlar doğuran sistematik bir yöntemin
parçası olabileceğini göstermektedir.” ifadeleri kullanıldı.

Gerçek bir ürün teslimine dayanmayan veya miktar ve bedel açısından gerçeği
yansıtmayan müstahsil makbuzlarının, işletme kayıtlarında fiktif mal ve stok
oluşturularak maliyetlerin artırılmasına, böylece brüt karlılık, kurum kazancı
ve vergi matrahının düşürülmesine imkan sağlayabileceği değerlendirmesi yapıldı.

Raporda, bu belgelerin ayrıca kaynağı belirsiz veya kayıt dışı temin edilen
ürünlerin işletme stoklarına dahil edilerek sonraki satışların kayıtlı mal hareketi
gibi gösterilmesine dayanak oluşturabileceği kaydedildi.

Müstahsil makbuzunda gösterilen maliyetin sonraki satış fiyatına yakın belirlenmesi
halinde belgenin satış fiyatına görünürde maliyet dayanağı oluşturabileceği
belirtilen raporda, miktar, fiyat veya üretim kapasitesindeki uyumsuzlukların
ise tek başına belgenin gerçek dışı olduğunu göstermeyeceğine dikkat çekildi.

Raporda, araştırılan toplam 41 firmanın mali verilerinde brüt karlılık oranlarının
genel olarak düşük olduğu, en yüksek hacimde alınıp satılan bazı ürünlerin birim
alış ve satış fiyatları arasında oldukça sınırlı fark bulunduğu ve firmaların
önemli bir bölümünün kurumlar vergisi beyannamelerinde zarar beyan ettiği belirtildi.

Alış ve satış fiyatları arasındaki farkın düşük olmasının, ilk bakışta firmaların
yüksek ticari kazanç elde etmediğini gösterebildiğini ancak bu durumun alımların
ve maliyetlerin gerçekliğini tek başına kanıtlamadığı aktarılan raporda şu tespitlere
yer verildi:

“Alış miktarının veya maliyetin gerçek dışı ya da içeriği itibarıyla yanıltıcı
belgelerle yükseltilmesi halinde muhasebe kayıtlarındaki brüt karlılık doğal
olarak düşük görünebilecektir. Diğer taraftan düşük brüt karlılık, piyasa koşulları,
fire, nakliye, ambalajlama, tasnif, depolama maliyetleri, marketlerce uygulanan
kesintiler veya kayıt dışı satışlardan da kaynaklanabileceğinden, bu ihtimallerin
birbirinden ayrılabilmesi için ürün bazında ağırlıklı ortalama alış ve satış
fiyatlarının, miktar ve stok hareketlerinin, fire oranlarının, ödeme kayıtlarının
ve karşı taraf bilgilerinin birlikte analiz edilmesi gerekmektedir.”

Raporda, 41 firmaya ilişkin bazı müstahsil makbuzlarının üretim kapasitesi,
müstahsil beyanları, teslim ve ödeme kayıtlarıyla uyumlu olmadığına yönelik
önemli risk göstergelerinin tespit edildiği belirtildi.

Soruşturma dosyasına giren raporda, şöyle devam edildi:

“Bu bulguların, gerçek dışı veya içeriği itibarıyla yanıltıcı belgelerle
fiktif stok ve maliyet oluşturulmuş, kayıt dışı ürün hareketlerine belge dayanağı
sağlanmış ve sonraki satış fiyatlarına görünürde maliyet temeli oluşturulmuş
olabileceğini göstermektedir. Bununla birlikte mevcut tespitlerin sektörün tamamına
veya ulusal ve yerel zincir marketlere doğrudan teşmil edilmesi mümkün değildir.
Bu nedenle ilk aşamada 41 firma üzerinde uygulanan doğrulama yönteminin, risk
derecesine göre araştırma kapsamındaki diğer firmalara da yaygınlaştırılması
ve müstahsil makbuzuyla başlayan ürün, belge, ödeme, maliyet ve satış zincirinin
perakende aşamasına kadar izlenmesi gerektiği değerlendirilmektedir.”

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından
yürütülen soruşturma kapsamında, hakkında gözaltı kararı verilen 41 büyük dağıtıcı
firmanın yöneticisinden 33’ü yakalanmıştı.

Yazar Personelilan.com.tr
İLGİLİ HABERLER