Batı Trakya’da Müftü Atamaları: Azınlığın İradesi Yine Göz Ardı Edildi

Yunanistan’ın Batı Trakya’daki Türk Azınlığının dinî liderlerini belirleme konusundaki uzun süreli talepleri, son müftü atamalarıyla bir kez daha göz ardı edildi. Gümülcine ve İskeçe müftülüklerine yapılan atamalar, azınlığın kendi müftülerini seçme isteği ile Yunanistan yönetiminin uyguladığı atama sistemi arasındaki derin anlaşmazlığı yeniden su yüzüne çıkardı.
Batı Trakya Türk Azınlığının Seçme Hakkı Talebi
Batı Trakya Türk Azınlığı, uzun yıllardır kendi müftülerini seçme hakkına sahip olmak için mücadele ediyor. Bu talep, azınlığın dinî ve kültürel kimliğinin korunması açısından büyük önem taşıyor. Ancak Yunanistan yönetimi, müftüleri atama yoluyla göreve getirme uygulamasını sürdürerek bu talebi sürekli olarak reddediyor.
Resmi Gazete’de Yayımlanan Atamalar
Yunanistan Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle beş yıllığına yapılan müftü atamaları, Yunanistan Resmî Gazetesi’nde yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu kararlar, Yunanistan Eğitim, Din İşleri ve Spor Bakanlığının önerisi doğrultusunda alındı.
- Gümülcine Müftülüğüne Bilal Kara Halil atandı. Kara Halil, daha önce 2018-2022 yılları arasında İskeçe’de tayinli müftü naibi olarak görev yapmıştı. 2022’de görevinden istifa ettiği belirtilse de, bazı haber sitelerinde görevden alındığına dair iddialar da yer almıştı.
- İskeçe Müftülüğüne ise Şükrü Şerif Damatoğlu getirildi. Damatoğlu’nun geçmişte İstanköy’de din görevlisi olarak çalıştığı biliniyor.
Azınlığın İradesi ve Atama Sistemi Arasındaki Çatışma
Bu atamalar, Batı Trakya Türk Azınlığının dinî liderlerini kendi iradeleriyle belirleme arzusu ile Yunanistan yönetiminin müftüleri atama yoluyla göreve getiren uygulaması arasındaki mevcut anlaşmazlığı bir kez daha gündeme getirdi. Azınlık, müftülerin atanması yerine seçilmesi gerektiğini savunarak, bu uygulamanın din özgürlüklerine aykırı olduğunu belirtiyor. Yunanistan’ın bu dayatmacı tutumu, bölgedeki Türk azınlığının hak arayışlarını ve uluslararası platformlarda dile getirdiği talepleri güçlendirmeye devam ediyor.
Bu gelişmeler, Batı Trakya Türk Azınlığının dinî ve kültürel haklarını koruma mücadelesinin devam ettiğini ve bu konuda uluslararası kamuoyunun dikkatini çekmenin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.
