Araştırma görevlisi ilanında 25 adayın tamamı elendi: Üniversiteler özel şartları yeniden düşünmeli!

Kimler başvurabilir? Yüksek Lisans / Doktora mezunu adaylar
Başvuru, ilanın resmi kaynağındaki yönergeye göre e-Devlet / ilgili kurum üzerinden yapılır.
Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi tarafından Sanat, Tasarım ve Mimarlık
Fakültesi Mimarlık Bölümü Mimarlık Tarihi ve Restorasyon Anabilim Dalına bir
araştırma görevlisi kadrosu ilan edildi.
Söz konusu kadronun özel şartlarında şu ifadelere yer verildi:
“Mimarlık Bölümü lisans mezunu olmak. Mimarlık Tarihi ve Restorasyon
alanında tezli yüksek lisans yapıyor olmak.”
İlanın ön değerlendirme sonuçları açıklandığında ise oldukça dikkat çekici bir
tablo ortaya
çıktı.
Kadroya başvuran 25 adayın tamamı, “ilan şartlarını sağlamıyor”
gerekçesiyle elendi. Başka bir ifadeyle, 25 kişinin başvurduğu araştırma
görevlisi kadrosunda giriş sınavına katılmaya hak kazanan tek bir aday dahi
bulunamadı.
Üniversite tarafından yayımlanan ön değerlendirme sonuçları incelendiğinde,
başvuran adaylar arasında oldukça yüksek akademik sınav puanlarına sahip kişilerin
bulunduğu görülüyor.
Örneğin bir adayın ALES puanı 92,782, yabancı dil puanı ise 92,500.
Bu adayın ön değerlendirme puanı 92,669 olmasına rağmen değerlendirme sonucu
“İlan şartlarını sağlamıyor” olarak açıklandı.
Benzer şekilde ön değerlendirme puanları 87,904, 87,431 ve 85,469 olan adaylar
da ilan şartlarını sağlamadıkları gerekçesiyle elendi.
Elbette yüksek ALES ve yabancı dil puanları, bir adayın ilan edilen kadronun
bütün şartlarını taşıdığı anlamına gelmez.
Ancak 25 adayın tamamının elenmesi, ilan şartlarının akademik alanın gerçekliğiyle
ne ölçüde örtüştüğünün sorgulanmasını gerektiriyor.
Burada üzerinde durulması gereken temel mesele, yüksek lisans programlarının
adlandırılmasıdır.
Üniversitelerimizde mimarlık alanındaki lisansüstü eğitimler farklı akademik
yapılanmalar altında yürütülebilmektedir. Bazı üniversitelerde doğrudan “Mimarlık”
adıyla tezli yüksek lisans programları bulunurken, bu programlarda mimarlık
tarihi, restorasyon ve koruma gibi konularda akademik çalışmalar yapılabilmektedir.
Dolayısıyla bir adayın yüksek lisans programının adının yalnızca “Mimarlık”
olması, o adayın mimarlık tarihi ve restorasyon alanında çalışmadığı anlamına
gelmez. Aynı şekilde “Mimarlık Tarihi ve Restorasyon” ifadesinin bir
anabilim dalının adı olması, bütün üniversitelerde aynı adla tezli yüksek lisans
programı bulunduğu anlamına da gelmemektedir.
Asıl sorun, akademik uzmanlık alanları ile lisansüstü program adlarının her
zaman birebir örtüşmemesidir.
Bu farklılıklar dikkate alınmadan hazırlanan ilanlar, ilgili alanda eğitim gören
adayların yalnızca program adları nedeniyle değerlendirme dışında kalmasına
yol açabilmektedir.
Araştırma görevliliği, akademik kariyerin başlangıç aşamalarından biridir.
Bu kadrolara yapılacak alımlarda adayların ilgili lisans veya lisansüstü eğitim
alanlarıyla bağlantılı şartların aranması doğaldır. Ancak şartların gereğinden
fazla daraltılması, akademik kariyerinin başındaki başarılı adayların başvuru
imkanlarını sınırlandırabilmektedir.
Örneğin mimarlık tarihi ve restorasyon alanında araştırma görevlisi alınacak
bir kadroda, yalnızca belirli bir lisansüstü program adını esas almak yerine,
Mimarlık alanında tezli yüksek lisans yapıyor olmak gibi daha genel bir
şartın tercih edilmesi değerlendirilebilir.
Böylelikle mimarlık alanında lisansüstü eğitim gören adayların daha geniş bir
bölümünün başvuru yapabilmesi sağlanabilir.
Elbette anabilim dalının özel akademik ihtiyaçları bulunabilir. Ancak bu ihtiyaçların,
aday havuzunu gereksiz yere daraltmadan ve objektif biçimde tanımlanması gerekir.
Bir araştırma görevlisi ilanına 25 adayın başvurması, söz konusu kadroya yönelik
ciddi bir ilgi bulunduğunu gösteriyor. Ancak başvuranların tamamının elenmesi,
kadronun ilan edilme amacı bakımından düşündürücü bir sonuç ortaya çıkarıyor.
Üniversitenin personel ihtiyacını karşılamak amacıyla başlattığı süreçte, sınava
katılabilecek tek bir adayın dahi bulunamaması, ilan şartlarının yeniden gözden
geçirilmesini gerektiren önemli bir işarettir.
Bununla birlikte, yayımlanan ön değerlendirme tablosunda bütün adayların ilan
şartlarını sağlamadığı belirtilmekle birlikte, her adayın hangi şartı karşılamadığı
ayrı ayrı açıklanmamıştır.
Dolayısıyla 25 adayın tamamının yalnızca yüksek lisans alanının adından dolayı
elendiği kesin olarak söylenemez. Ancak ilanda yer alan yüksek lisans şartının
dar biçimde tanımlanmış olması, üzerinde durulması gereken temel hususlardan
biridir.
Bu örnek yalnızca Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesine özgü bir mesele olarak
görülmemelidir. Üniversitelerimizde araştırma görevlisi alımlarında yüksek lisans
ve doktora alanlarının farklı şekillerde tanımlanması, benzer sorunların başka
akademik alanlarda da yaşanmasına neden olabilmektedir.
Aynı akademik alanda eğitim gören adaylar, yalnızca üniversitelerinin lisansüstü
programları farklı isimlendirmesi nedeniyle bazı ilanlara başvuramaz hale gelebilmektedir.
Bu nedenle Yükseköğretim Kurulunun araştırma görevlisi ilanlarında kullanılacak
lisansüstü eğitim şartlarına ilişkin daha genel, kapsayıcı ve öngörülebilir
bir yaklaşım geliştirmesi yerinde olacaktır.
Özellikle yüksek lisans ve doktora şartlarında program adları ile bilimsel uzmanlık
alanları arasındaki farklılıkların dikkate alınması, akademik personel alımlarında
fırsat eşitliğine katkı sağlayacaktır.
Üniversitelerin amacı, ilan şartlarını mümkün olduğunca daraltmak değil,
kadronun gerektirdiği akademik yeterliliğe sahip adayların yarışabilmesini sağlamak
olmalıdır.
Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesinin ön değerlendirme sonuçları, bu konunun
yeniden ele alınması gerektiğini gösteren somut bir örnek oluşturuyor.
