Sırp Bakandan “Etnik Temizlik” Açıklamasına Sert Tepki

Kosova ve uluslararası toplum, Sırbistan’dan bir bakanın “Kosova’da etnik temizlik yapılmış olması gerektiği” yönündeki şok edici açıklamalarına tepki gösterdi. Bu tür ifadelerin, bölgedeki hassas dengeleri altüst etme potansiyeli taşıdığı ve Avrupa değerleriyle taban tabana zıt olduğu belirtiliyor.
Kosova’dan “İstenmeyen Kişi” İlanı
Kosova İçişleri Bakanı Sveçla, Sırp Bakan Snezana Paunovic’in açıklamalarını şiddetle kınadı. Sveçla, bu söylemlerin yeni olmadığını ve onlarca yıldır süregelen şiddet, suç ve Arnavutları kendi topraklarından uzaklaştırma girişimlerinin bir devamı niteliğinde olduğunu vurguladı. Bakan Paunovic’in Kosova’nın anayasal düzeni ve egemenliğine yönelik tehdit içeren ifadeler kullandığına işaret eden Sveçla, bu tür söylemlerin demokratik devletler ve toplumlar tarafından sert bir şekilde kınanması gerektiğini belirtti.
Bu gelişmelerin ardından, Bakan Paunovic’in Kosova Cumhuriyeti’ne giriş yapması veya ülke üzerinden transit geçişi süresiz olarak yasaklandı. Sveçla, Arnavutların baskıya, katliamlara ve etnik temizliğe maruz kaldığı dönemin geride kaldığını kaydederek, Kosova’nın anayasal düzenini, toprak bütünlüğünü ve vatandaşlarının güvenliğini koruyan güçlü kurumlara sahip egemen ve demokratik bir devlet olduğunun altını çizdi.
Avrupa Birliği’nden “Sıfır Tolerans” Mesajı
AB Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos da, Sırp Bakan Paunovic’in tepkilere neden olan açıklamalarına ilişkin soruları yanıtladı. AB’ye aday ülke Sırbistan’da bir kabine üyesinin “Kosova’da etnik temizlik yapılmış olması gerektiğini” savunan açıklamalarının Komisyonun Sırbistan’a ilişkin görüşlerini ne yönde etkilediğine dair soruya cevabında Kos, “Böyle açıklamalar karşısında söz konusu olan tek şey, sıfır tolerans olabilir” dedi.
Kos, duydukları karşısında şahsen dehşete düştüğünü belirterek, Avrupa’da etnik temizliği meşrulaştıran, savunan ya da yücelten söylemlere yer olmadığını açıkça ifade etti. Bu tür açıklamaların insanlık onuru, uzlaşı, hesap verebilirlik ve AB’nin üzerine kurulu olduğu iyi komşuluk ilişkileri gibi değerlerle doğrudan çeliştiğini vurgulayan AB Komisyonu Üyesi, bu değerler olmadan katılım sürecinin de ilerleyemeyeceğinin altını çizdi.
Bu olay, Batı Balkanlar’daki hassas barış sürecinin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Uluslararası toplumun ve özellikle AB’nin bu tür provokatif söylemlere karşı gösterdiği kararlı duruş, bölgedeki istikrarın korunması açısından büyük önem taşıyor.
