Nikah Memuruna Beraat: Dini Tören Müdahalesi Suç Değil

Türkiye’de kamu personelinin görev ve yetkileri zaman zaman önemli tartışmaları beraberinde getirebiliyor. Son olarak İzmir Karşıyaka’da yaşanan bir olay, resmi nikah süreçlerinde dini törenlerin yeri ve memurların bu duruma müdahale yetkisi üzerine dikkat çekici bir yargı kararına sahne oldu. “İbadet özgürlüğünü engelleme” suçlamasıyla yargılanan bir nikah memuru, mahkeme tarafından beraat ettirildi.
Resmi Nikah Öncesi Dini Tören ve Memurun Müdahalesi
Olay, 5 Mayıs 2024 tarihinde İzmir Karşıyaka Belediyesi Zübeyde Hanım Nikah Sarayı’nda meydana geldi. Nikah memuru Melek Baykal, resmi törenin başlamasından önce iki kişinin masaya oturarak, mikrofon aracılığıyla dini nikah ve dua etmeye başladığını fark etti. Türk hukuk sistemine göre, resmi nikah kıyılmadan dini nikahın yapılamayacağı açıkça belirtilmiştir. Bu yasal çerçeve doğrultusunda hareket eden Baykal, duruma müdahale etti ve mikrofonu alarak dini töreni sonlandırdı. Ardından da resmi nikahı gerçekleştirdi.
Tepkiler ve Yargı Süreci
Resmi nikah töreni sona erdikten sonra, düğün sahiplerinden bir grup Baykal’ın odasına giderek tepki gösterdi ve memur hakkında şikayetçi oldu. Bu şikayet üzerine Melek Baykal hakkında “ibadet özgürlüğünü engelleme” suçlamasıyla 1 ila 3 yıl hapis istemiyle dava açıldı. Baykal’ın avukatı Cihan Türsen, müvekkilinin odasında baskı ve tehditlere maruz kaldığını belirtti.
Hakim karşısında ifade veren Baykal, olay gününü şu sözlerle anlattı: “Olay günü resmi cübbemi giyip salona girdiğimde, iki kişinin masada kapalı olan mikrofonu açıp dini törene ve duaya başladıklarını gördüm. Kanun gereği resmi nikâh yapılmadan dini nikâh kıyılması yasak olduğu için müdahale etmek durumunda kaldım. Kibar bir dille ‘Burası resmi kurumdur, resmi nikâh yapılmadan dini nikâh yapılmasına izin vermiyoruz’ diyerek mikrofonu aldım ve nikâhı kıydım.”
Mahkemenin Kararı ve Kamu Personelinin Yetkileri
Yargılama sonucunda mahkeme, nikah memuru Melek Baykal’ın bu müdahalesinin suç olmadığına hükmetti. Mahkeme kararı, Baykal’ın eyleminin hukuka aykırı bir boyut taşımadığına ve dolayısıyla “ibadet özgürlüğünü engelleme” suçunun oluşmadığına işaret etti. Bu beraat kararı, kamu personelinin görevlerini ifa ederken yasalara uygun hareket etme zorunluluğunu ve bu doğrultudaki müdahalelerin hukuki meşruiyetini bir kez daha ortaya koydu.
Bu dava, Türkiye’de kamu hizmetlerinin sunumu sırasında karşılaşılabilecek hassas durumlar ve memurların yasal çerçevedeki hareket alanları açısından önemli bir emsal teşkil etmektedir. Karar, resmi kurumların ve memurların, yasal düzenlemelerden kaynaklanan yetkilerini kullanırken, anayasal hak ve özgürlüklerin sınırlarını gözetmeleri gerektiğini ancak yasalara aykırı durumlara müdahale etme sorumluluklarını da vurgulamaktadır.
