İtalyan Lisesi Müdürü’ne “Persona Non Grata” Kararı: Sendikal Hakların Zaferi

İstanbul Özel İtalyan Lisesi’nde yaşanan ve 123 gün süren öğretmen grevi sonrası gelişmeler, Türkiye’deki özel öğretim kurumları tarihinde önemli bir dönüm noktasına işaret ediyor. Tez-Koop-İş Sendikası çatısı altında örgütlenen öğretmenlerin mücadelesi, okul idaresinin grev sonrası uyguladığı baskı ve işten çıkarmalara karşı yürütülen hukuki ve sendikal süreçlerin devlet düzeyinde ciddi yaptırımlarla sonuçlandığını gösterdi.
Milli Eğitim Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı’ndan Kararlar
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın arabuluculuğunda varılan resmi mutabakata rağmen, 10 öğretmenin işine son veren Okul Müdürü Giuseppe Finocchiaro ve Müdür Yardımcısı Nida İntiba hakkında önemli adımlar atıldı. İlk olarak Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), bu iki yöneticinin görevlerine son verdi. Ancak süreç burada bitmedi.
Dışişleri Bakanlığı, Okul Müdürü Giuseppe Finocchiaro hakkında uluslararası diplomatik ve idari hukukun en ağır yaptırımlarından biri olan “Persona Non Grata” (İstenmeyen Kişi) kararı aldı. Viyana Sözleşmesi kapsamında alınan bu karar, Finocchiaro’nun idari statüsünün tanınmamasına, görevine son verilmesine ve Türkiye’yi terk etmesinin istenmesine yol açtı.
Sendikal Hakların Korunması ve Emsal Teşkil Eden Karar
Tez-Koop-İş Sendikası Genel Yönetim Kurulu, bu kararların kişilerin uyruğuyla ilgili olmadığını, aksine Anayasal örgütlenme hakkına ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’na karşı sergilenen tutuma bir yanıt olduğunu net bir şekilde ifade etti. Sendika, hiçbir idarecinin diplomatik statülerin ardına sığınarak öğretmenlerin haklarını gasp edemeyeceğinin altını çizdi.
Bu gelişme, Tez-Koop-İş tarafından tüm özel sektör öğretmenleri için bir emsal teşkil ettiği belirtildi. Sendika, talepleri tam olarak karşılanana kadar örgütlü mücadelelerini sürdüreceklerini açıkladı. Özel İtalyan Lisesi’nde yaşanan bu kriz, 10 öğretmenin işten çıkarılmasıyla başlamış ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın okul müdürünün görevine son vermesiyle bir dönüm noktasına ulaşmıştı.
Bu olay, Türkiye’de sendikal hakların korunması ve özel sektördeki çalışanların güvencesi açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. Devletin, uluslararası statüye sahip kişilerin dahi Anayasal hakları ihlal etmesine müsamaha göstermeyeceği mesajı güçlü bir şekilde verilmiş oldu.
