Ana içeriğe atla
SENDIKA, DERNEK VE DIĞER STK

Ergün Atalay: İşçi, memur ve emeklinin enflasyon kayıpları telafi edilmeli

Personelilan.com.tr • • 4 dk okuma
Paylaş

TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay, emekçilerin yüksek vergiler ve enflasyondan
kaynaklanan geçim zorluğunu ağır şekilde yaşadığını belirterek, "Alım gücünü
düşüren enflasyon, temel sorunların başında gelmektedir. İşçiler, memurlar, emekliler
ve asgari ücretle çalışan milyonlarca kişinin enflasyon karşısındaki kayıpları
telafi edilmelidir." talebinde bulundu.

Atalay, Uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO), İsviçre’nin Cenevre kentinde
devam eden 114. Uluslararası Çalışma Konferansı’nda genel kurula Türkiye’deki
çalışanları temsilen hitap etti.

Bu yılki genel kurulda çalışma hayatının sorunlarının yanında vicdanı, adalet
duygusunu, barışı ve insanlığın ortak geleceğini de konuşacaklarını dile getiren
Atalay, şunları söyledi:

“Dünya insanlık açısından son derece zorlu bir dönemden geçmektedir. Savaşlar,
bölgesel çatışmalar, ekonomik krizler, yoksulluk ve eşitsizlik derinleşmektedir.
Bir tarafta teknoloji, yapay zeka ve dijital dönüşüm konuşuluyor. Diğer tarafta
çocukların, kadınların ve sivillerin bombalar altında yaşam mücadelesi verdiği
bir dünyaya tanıklık ediyoruz. Barışı ve insan haklarını korumak amacıyla kurulmuş
uluslararası kuruluşlar, büyük insani felaketler karşısında etkisiz kalmaktadır.
Bizler de yıllardır burada aynı şeyleri tekrar etmekten bir adım öteye gidemiyoruz.
Uluslararası hukuk ve sözleşmeler hala yürürlüktedir. Ancak, yaşanan acılar
karşısında bu kuralların insanları koruyamadığı açık biçimde ortadadır. Bugün
ne yazık ki hukuk güçlülerin ürettiği ve kendi çıkarlarına göre şekillendirip
dayattığı bir araç haline dönüşmüştür. Oysa hukuk gücün yanında duran değil,
adaletsizlik karşısında mazlumu, haklıyı ve insan onurunu savunan evrensel bir
güvence olmalıdır.”

Adaletin kişilere, ülkelere ve güç odaklarına göre farklı uygulanmasının devletler
arasındaki güveni hızla tükettiğini ifade eden Ergün Atalay, şöyle konuştu:

“Uluslararası sistemin inandırıcılığını ve insanlığın ortak geleceğine
olan inancını yok etmektedir. Orta Doğu’da devam eden savaşlar bunun en çarpıcı
örneklerinden biridir. Silah tüccarları büyük kazançlar elde ederken, kadınlar,
çocuklar ve bebekler hayatını kaybetmekte, şehirler, fabrikalar, iş yerleri
yıkılmakta, aileler yok olmaktadır. Gazze’de yaşananlar insanlığın ortak vicdanını
derinden yaralamıştır. Daha da üzücü olan, bütün bunlar yaşanırken, dünyanın
önemli bir bölümünün sessiz kalmasıdır. Eğer uluslararası toplum barışı, hukuku
ve insan onurunu korumakta bu şekilde sessiz ve yetersiz kalırsa, dünyayı daha
büyük krizler beklemektedir.”

Bu yıl konferansın gündeminde yer alan sosyal diyalog, platform ekonomisi ve
eşitlik konuları çalışma hayatının geleceği açısından büyük önem taşıdığını
vurgulayan Atalay, “Dijital dönüşüm beraberinde ciddi güvencesizlik sorunlarını
da getirmektedir. Bizim için esas olan, geçici ve güvencesiz çalışma modellerinin
sona ermesidir. Güvenceli, sürekli ve insan onuruna yakışır işlerin yaygınlaşmasıdır.”
değerlendirmesinde bulundu.

Dünyada gelir dağılımındaki adaletsizliğin derinleştiğini, emeğin milli gelirden
aldığı payın gerilediğini vurgulayan Atalay, şunları kaydetti:

“Savaşlar ve ekonomik krizler nedeniyle tüm dünya, yüksek enflasyonla
karşı karşıyadır. Benim ülkemde de emekçiler, yüksek vergiler ve enflasyondan
kaynaklanan geçim zorluğunu ağır şekilde yaşamaktadır. Alım gücünü düşüren enflasyon,
temel sorunların başında gelmektedir. İşçiler, memurlar, emekliler ve asgari
ücretle çalışan milyonlarca kişinin enflasyon karşısındaki kayıpları telafi
edilmelidir. Kayıt dışı çalışma hala milyonlarca işçiyi sosyal güvenlikten ve
sendikal haklardan mahrum bırakmaktadır. Staj ve çıraklık mağdurlarının yaşadığı
sorunlar hala çözüm beklemektedir. Taşeron çalışma sistemi çalışanların iş güvencesini
ve sendikalaşma hakkını zayıflatmaya devam etmektedir. Uzun çalışma saatleri,
iş kazaları ve meslek hastalıkları çalışma hayatının ağır sorunları arasında
yer almaktadır. Bazı iş yerlerinde çalışanların sendikal örgütlenme nedeniyle
baskıyla karşılaşması ve işten çıkarılma kaygısı yaşaması önemli sorunlardan
biri olmayı sürdürmektedir.

Sendikal hakların etkin biçimde korunmasının demokratik çalışma hayatının temel
şartı olduğunu vurgulayan Atalay, “Grev hakkı da dahil olmak üzere kamu
çalışanlarının sendikal hakları ve 4688 sayılı Kanun ILO Sözleşmeleri ile uyumlu
hale getirilmeli, toplu sözleşmelerini adil bir şekilde yapabilmelerinin önündeki
engeller kaldırılmalıdır. Biz biliyoruz ki emeğin korunmadığı, gelir adaletinin
sağlanmadığı ve sosyal devletin güçlendirilmediği bir yerde ne toplumsal barıştan
ne de sürdürülebilir kalkınmadan söz edilebilir.” dedi.

Atalay, uluslararası hukuk ve dayanışmanın her zamankinden daha önemli olduğunu
dile getirerek, şöyle devam etti:

“İnsanlığın ortak geleceği için barışı, adaleti ve dayanışmayı büyütmek
zorundayız. Bugün savaşlara, krizlere ve adaletsizliklere karşı sesimizi yükseltme
günüdür. İran’da ölen 168 kız çocuğunun yarım kalan yaşamları, insanlığın ortak
vicdanında silinmeyecek bir yara olarak kalacaktır. Ukrayna, Filistin, Lübnan,
İran ve tüm Orta Doğu’da kadınların, çocukların ve sivillerin bombalarla hayattan
koparıldığı, annelerin evlatlarını toprağa verdiği insanlık dramı karşısında
harekete geçmek zorundayız. Bugün harekete geçmeyeceksek, ne zaman geçeceğiz?”

Yazar Personelilan.com.tr
İLGİLİ HABERLER